Anasayfa > Dergimiz > Sayı 1 (eski)> Türkçem Ses Bayrağım
|
TÜRKÇEM SES BAYRAĞIM |
Karamanoğlu Mehmet Bey Dil ve Tarih Topluluğu
Merhabalar Yeniden Vatan ve Hürriyet Birliği dergisinin ilk sayısıyla karşınızdayız. Öncelikle derginin çıkmasında zerre kadar bile olsa emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. Çünkü bu işten kimsenin bir menfaati yok amacımız atalarımıza olan borcumuzu bir nebzede olsa ödemeye çalışmak (ki ödenmez).
Üniversite sınavlarının açıklandığı gün o kadar mutluydum ki içim içime sığmıyordu sonunda istediğim bölümü kazanmıştım evet ben bir ekonomist olacaktım artık. Bunun yanında bir senede İngilizce hazırlık okuyacaktım vay be! Herkese böbürlene böbürlene İngilizce hazırlık okuyacağımı söylüyordum çok mutluydum daha doğrusu o zamanlar ben buna cool derdim ! Selçuk Üniversitesi, Karaman İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini kazanmıştım, hazırlık kısmını Konya’da geri kalan kısmı ise Karaman’da okuyacaktım. Hazırlık sınıfı tam bir özentilik içerisinde geçti kendi aramızda arkadaşlarla İngilizce konuşurduk ve çevremizde bize şaşkınlıkla bakanlara hava atardık ! Hazırlık sınıfını iyi bir dereceyle bitirdiğimde Türkçe-İngilizce karışımı bir dil kullanıyordum ve söylediklerimi anlamayan kişilere ne kadar cahilsin ya, hiç bir şeyde bilmiyormuşsun sen be ! Gibi küçümseyici kelimeler kullanırdım. Hazırlık sınıfı bitmiş Karaman’da ki bölümceme gelmiştim. Bu küçük Anadolu kentinin benim hayatımda bir mihenk taşı olacağını hiç hayâl etmemiştim. Burası Türk Dili’nin Başkenti idi, burası Karaman idi. Dersler başladığında Türk Dili hocamız Oktay Sinanoğlu’nun ‘’Bye bye Türkçe” kitabını, Tarih hocamız ise yine Oktay Sinanoğlu’nun “Hedef Türkiye” isimli kitabını okumamızı ve sınavlarda bu kitaplardan sorumlu olduğumuzu söylediler. Ben ilk baş olaya şüpheci yaklaşmıştım, kendi siyasi ideolojilerini bize aşılamaya çalışıyorlar diye düşünmüştüm. O gün kitabı alıp sayfaları çevirmeye başlayınca utandım ! Çok utandım ! İki kitabı birden büyük bir aşkla okumuştum. Sorgulamaya başladım her şeyi, önceleri dikkatimi hiç çekmeyen yabancı isimli tabelâlar, şimdi bir ok gibi yüreğime saplanıyordu. Sonra gördüm ki yalnız değilim. Benim gibi düşünen gencecik beyinler var. Toplanmaya başladık,tartıştık ve sonunda bölümcemizde bir topluluk kurduk. Doğru iş yapanın Allah yanındadır derler ya 2-3 ay gibi kısa bir sürede büyük etkinlikler yaptık ve bizim gibi düşünen gönüldaşlarımıza ulaştık. Biz özleşmek istiyorduk, kendi dilinden ve tarihinden utanan aşağılık duygusuna kapılmış ne olduğu belirsiz tanımlanamayan yer cisimleri gibi ortalarda dolaşıp tek hayâli kısa yoldan köşeyi dönmek, rahat bir yaşam sürmek ve en önemlisi ben mi kurtaracağım bu ülkeyi gibi sorular soran pişkin insanlardan değildik artık.( Öyle olsaydık Formula 1 yarışlarının yapıldığı alanın adı İstanbul Park yerine speedpark, Ortadoğunun en büyük alışveriş merkezi olan Cevahir alışveriş merkezide Mall of İstanbul olarak kalırdı ! Demek ki istenince bazı şeyler yapılabiliyor).Oktay hocayla geçen sene telefon ile konuşma fırsatı bulmuştum. Telefon etmeden önce kafamda ne konuşacağımı plânlıyordum sonuçta konuşacağım insan bir dâhi idi. Telefonu hocanın yardımcısı açtı ve hocaya verdi. İnanın ben sadece, hocam ben Karaman’dan arıyorum, topluluğumuz var ve sizi konferansa davet etmek istiyoruz diyebildim. Geri kalan kısımda hoca telefonda bile davasını anlattı. Ve bize sizin Karaman’da yaptıklarınızdan haberim var. Siz uyanmışsınız, vakit az ben uyanamayan yerlere gitmeye çalışıyorum dedi. Telefonu kapattığımda hocaya hayranlığım bir kat daha artmıştı. Çok içten, deyim yerindeyse adam gibi bir adamdı. İşte böyle başladı bu davaya gönül vermem. Bunları anlatmak istedim çünkü bir gün biri bu satırları okurda, fikri değişirse ve bu davaya gönül verirse dünyanın en mutlu insanı ben olacağım. Bir deniz yıldızını bile kumsaldan alıp, denize atmak benim için önemli. Hiç kimseyi kaybedecek lüksümüz yok. Her zamankinden daha fazla bütünleştirici olmamız gereken bir zaman diliminde yaşıyoruz. Kollarımız herkesi kucaklayacak kadar geniş. Aşağıda acizâne kendi görüş ve düşüncelerimi yansıttım umarım yararlı olur. Hatalarım olmuşsa affınıza sığınıyorum.
Bir ülkede dile sahip çıkması beklenen ilk kurum sizin de tahmin edebileceğiniz gibi Kültür Bakanlığı’dır. Çok ilginçtir Kültür Bakanlığı’nın sitesine girdiğinizde karşınıza 8 farklı dil seçeneği gelir. Buraya kadar her şey olağan fakat siz Türkçe dil seçeneğini tıklayıp siteye girdiğinizde sağ üst köşede Turkey ve altında welcomes you yazısı ile karşılaşırsınız ! Evet yanlış duymadınız burası T.C Kültür Bakanlığının resmi genel ağ sitesi ! İşin ilginç tarafı sitenin içeriğinde web mail, linkler gibi Türkçe karşılığı yaygınlaşmış kelimeler fink atıyor! Turkey kelimesi ayrı bir fiyasko! Neden İngilizler bize hindi gibi saçma bir kelimeyle hitap ediyor ve biz neden Turkey kelimesini benimsiyoruz? Fazla uzaklara gitmeye gerek yok, komşumuz Yunanistan’ın başbakanının konuşma yaptığı kürsünün altında hiçbir zaman rebublic of Greece yazmaz genellikle Rumca özgün harflerle ya da Latin harfleri ile bile yazıldığında Ellas diye geçer. Peki Yunalılar böyle yapınca oluyor da biz böyle yapınca niye olmuyor? Biz mânâsı köleler ülkesi olan Habeşistan’ın ismini Etiyopya diye değiştirdiğini ve bütün dünyaya bunu ilân edip, gelen mektupların ya da resmi yazışmaların üzerinde Habeşistan yazılırsa geriye iade edileceğini ve dikkate alınmayacağını bildirdiğini biliyoruz. Biz niye böyle bir şey yapamayalım ? “ Muhtaç olduğunuz kudret, damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur” dememiş miydi M.Kemal Atatürk?
Ya ülkemizin önemli üniversitelerinden, Ankara Üniversitesinin yaptığına ne demeli! Ankara Üniversitesi’nin resmi genel ağ sitesine girdiğinizde sizi bir sürpriz bekliyor ! Her bölümcenin ağ adresi İngilizce ! Nasıl mı? Meselâ Ankara Üniversitesi Dil, Tarih Coğrafya bölümcesine gireceksiniz ağ adresi aynen şöyle www.humanity.ankara.edu.tr. Eğer hukuk fakültesine girmek istiyorsanız ki bu çok ilginç bizim hukuk terimlerimizin İngilizce ile alâkası olmadığı halde ağ adresi www.law.ankara.edu.tr! Ülkemize mülki amir yetiştiren Ankara Siyasal Fakültesi’nin adresi içler acısı! www.politics.ankara.edu.tr. Bütün adresler bu şekilde ve bu bölümlerde yabancı dille eğitim yapılmıyor. Hangi akla hizmet böyle bir şey yapıldığını ise kestirmek güç!
Zaten bizim genel ağ adreslerimiz başlı başına bir facia! Dünyadaki bütün ülkelerin ağ adreslerinin sonu kendi ülke kodu ile biter. Örneğin www.hans.de ya da www.kultur.fr gibi fakat bizde durum öyle değil! Bizde bir com ibaresi gelir baştan ve sonra tr uzantısı. Örneğin www.salihsen.com.tr gibi. Ve dünyada sadece com uzantısı olan siteler Amerika’yı temsil eder. com.tr artık neyi temsil eder varın siz düşünün! Bunların yanında üniversitelerimizin ağ adreslerinin sonunda kullanılan edu uzantısı education (eğitim), organizasyon manasında org, televizyon izlencelerinin uzantısı tv, resmi kuruluşların gov uzantısı goverment (hükümet) mânâsında kullanılır! Bunları düzeltmek zor şeyler değil ve çağımız bilgi çağı. Gerekli hassasiyetin bir an önce gösterilmesini diliyoruz.
Bir diğer konu ülkemizdeki Örovizyon şarkı yarışması çılgınlığı ! Biz bu konuyu âdeta onur meselesi haline getirmişiz! Dünyanın yarısından fazlasının böyle bir yarışmadan haberi bile olmadığı hâlde ve haberi olan ülkelerin yarışmaya âdet yerini bulsun diye amatör şarkıcılarını yolladığı, amacın kültürlerin bir birini tanıması olduğu bir yarışmaya, biz yıllardır en usta san’atçılarımızla katılırız ve başarısız oluruz ! En sonunda bizde işin kolayını bulduk yarışmaya İngilizce şarkı sözleri ile katılmak! Neymiş efendim yarışmaya İngilizce şarkı sözleri ile katılırsak +12 puan fazladan alıyormuşuz. Vay be, büyük lûtuf doğrusu! Ve katıldıkda. Hem de iki kere. Birisinde birinci, ikincisinde de dördüncü olduk. Âdeta bayram havası esti Türkiye sokaklarında, bütün dünya, Türkiye’yi konuştu! Milli gelirimiz arttı! İşsiz sayısı azaldı! Ama en önemlisi dünyaya kültürümüzü tanıttık hem de İngilizce şarkı sözleriyle! Büyük başarı! Yarışmaya katılanların giyim kuşamı ve yarışmada kullanılan çalgı aletleri Türkiye’yi merak eden yabancı seyircileri çok heyecanlandırmıştır eminim! Bu kadar mı kültürümüzle uzaktan yakından alâkası olmayan öğeler kullanılır, bu kadar mı özenti olunur! Şimdi benim bir önerim var. Bizde Avrasya müzik yarışması diye bir etkinlik düzenleyelim. Yarışmaya Türkçe şarkı ile katılanlara +12 puan verelim bırakın 12 puanı ben hemen birinciliği veririm. Düşünsenize bir İngiliz yarışmaya Türkçe şarkı sözleri ile katılıyor. Var mı bundan büyük bir mutluluk. Niye vermeyeyim ki birinciliği? Bu sene düzenlenecek olan Örovizyon şarkı yarışmasına Türkçe şarkı sözleri ile katılacağız ama baskılar başladı bile. +12 puan almak varken neden Türkçe şarkı ile katılıyor muşuz! Dünya küreselleşiyor tabi, ayak uydurmak lâzım! Tek din, tek dil, tek yönetim oh ne âlâ memleket!
Son olarak son yıllarda dikkatimi çeken sokak ve cadde isimlerine değinmek istiyorum. Öyle ruhsuz bir hâle geldi ki sokak isimlerimiz insanın içi kararıyor. Örneğin 524.sokağa gideceksiniz Bursa’da, ve yolda giderken karıştırdıysanız adresi. Acaba 524 miydi yoksa 522 mi? Vay hâlinize ! Ne kadar ruhsuz, ne kadar maneviyattan uzak isimler bunlar. Oysa bizim gülbahçe sokağımız vardı, Benli Ahmet sokağımız vardı meselâ, burada yıllar önce Ahmet diye birinin yaşadığını ve hikâyesinin ne olduğunu bilirdi mahalle ahâlisi. Eski Bursa Caddesi vardı yine, eskiden Bursa yolunun bizim evin önünden geçtiğini bilirdim. Yani her sokak adının ayrı bir hikâyesi vardı. Şimdi nereden çıktı bu 524.sokak !!! Neden bu kadar mâneviyattan uzak, gönülden ırak isimler verildi benim ülkemin sokaklarına !
Şimdi uyanma zamanı, dip dalgası yükseliyor. Tabandan gelen bu sese duyarsız kalacak bir güç yok. Herkes elinden gelenin en iyisini yapmak zorunda. Bu atalarımıza olan borcumuz. Yabancı dille eğitime dur demenin, yabancı tabelâların dört bir yanı örümcek ağı gibi sarmasına kişisel bazda dahi olsa duyarsız kalmamanın, kültürümüze yani özümüze dönmenin zamanı gelmişte geçiyor. Herkes elini taşın altına koymalı. Her şeyin güzel olduğu, barışın ve huzurun hâkim olduğu bir dünyada yaşamak dileğiyle, beni yetiştiren devletimin ve bize bu güzel toprakları emanet eden atalarımın önünde saygı ile eğilirim.
Diğer sayılarımıza ulaşmak için lütfen, aşağıdan seçiniz.
Aşağıda, bulunduğunuz ildeki temsilcilerin veya dağıtım noktalarının adreslerini edinerek dergiye ulaşabilirsiniz.
Abonelik veya Siparişleriniz için aşağıdaki formları doldurmanız yeterlidir.
Sipariş Formu
Abone Formu
VatanBir dergisine yazı göndermek için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.
Site Sorumluları:
bilgiislem@vatanbir.org