5 Şubat Çarşamba günü Kadir Gecesi, Kızıl Çin Türkistanlıları katletti.
5 Şubat Çarşamba günü Kadir Gecesi olması münasebetiyle bir evde toplanarak Kuran okumakta olan bir gurup Doğu Türkistanlı kadın, Çin’in sözde güvenlik güçlerinin ani baskınına uğradılar. Bu kadınlar yaka-paça alınarak dipçik darbeleriyle polis merkezine götürülürler. Bu duruma tepki gösteren halkın polis merkezinin önüne gelerek Çin polislerinin suçsuz yere tutuklamak istedikleri kadınların serbest bırakılmasını istemeleri üzerine iki Doğu Türkistanlı kadının cesedi kalabalığın önüne atılır. Çinli polislerin bu insanlık dışı davranışlarının akabinde galeyana gelen silahsız halkın üzerine makineli tüfeklerle yaylım ateşi açılır. Bu şiddetli kurşun yağmuru altında yüzlerce masum Doğu Türkistanlı hayatını kaybeder.
Bundan sonra ise, Çin polislerinin durumu kontrol edebilmesi imkânsızlaşmış, yıllardan beri zaten bunun benzeri katliamlarla karşılaşan halk ellerine geçirebildikleri aletlerle Çin işgal güçlerine karşı topyekûn bir milli ayaklanma başlatmışlardır.
O günlerde çeşitli sebeplerle Doğu Türkistan’da bulunan yabancı ülke temsilcilerinin, uluslararası kuruluşlar ve dış basının verdikleri haberlere göre, Çin güvenlik kuvvetleri Gulca ayaklanması sırasında 400 Doğu Türkistan Türkünü olay yerinde şehit etmiş, pek çoğunun ağır yaralanmasına sebebiyet vermiş ve ilk aşamada 2000 kişiyi tutuklamıştır. Ölen 400 kişinin 16'sı, havaların aşırı soğuk olması nedeniyle üzerlerine sıkılan tazyikli su nedeniyle donarak ölmüş, 90'ı dövülerek öldürülmüş ve 160'ı da Çin güvenlik kuvvetlerinin açtığı ateşle şehit edilmiştir. Çin yönetimi, Gulca ve civarındaki bütün doktorlara bir genelge göndererek, ayaklanma sırasında yaralananların tedavilerini yasaklamış, tedavi edenlerin ağır cezalara çarptırılacağını duyurmuş ve böylece pek çok Doğu Türkistanlının gerekli acil tedavileri göremeden hayatını kaybetmelerine veya sakat kalmalarına sebebiyet vermiştir.
Aynı gece yapılan ev baskınları olayının sadece Gulca vilayetinde değil, eş zamanlı olarak birçok vilayet ve bölgelerde de yapıldığı ve sudan bahanelerle insanları evlerinden çıkartıp uluorta kurşuna dizdikleri haberleri de alınmıştır.
Doğu Türkistan halkı o günlerde dünyada eşine az rastlanır bir katliamla karşı karşıya iken, Türkiye’den Anadolu Ajansı Doğu Türkistan’a hâlâ “Uygur Özerk bölgesi”, İstiklâl Savaşçılarına ise “Gösterici Müslümanlar” adını verirken dünyanın önemli haber ajansları bölgeyi Türk yurdu olarak göstermekteydiler.
AFP, AP, CNN’in 10, 11, 12 Şubat tarihlerinde bütün dünyaya geçtiği geniş haber bültenlerinde Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı zulüm politikalarına geniş yer verdi. İşte konu ile ilgili batı basınından ve Türkiye’deki gazete başlıklarından bazıları: “5 Şubat akşamından; yani, kadir gecesinden beri Çin güvenlik kuvvetleri ile halk arasında sokak çatışmaları sürüyor.”
“Doğu Türkistan’da olağanüstü hal... Binlerce Müslüman tutuklandı.”
“Başkent Urümçi, Yarkent ve Kaşgar’da sokağa çıkma yasağı ilan edildi.”
“Beş büyük yerleşim merkezinin kontrolü mücahitlerin eline geçti.”
“Kızıl Çin toplama kamplarında işkenceden, açlıktan ve soğuktan 15 ilâ 25 yaş arası gençlerde ölümler başladı.”
Dünya haber ajansları konuyu haber yapıyor, fakat dünyanın hiçbir insan hakları örgütü, hiçbir uluslar arası teşkilatı ya da herhangi bir devlet bu insanlık dışı katliamı sona erdirmek adına fiili bir girişimde bulunmuyorlardı.
Türkiye’ de ise, T.B.M.M. yapılan günden dışı konuşmalar sırasında Hatay milletvekili Mehmet Sılay ve 40 arkadaşının konu ile ilgili olarak verdikleri soru önergesine zamanın Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan’ın verdiği cevap bu günün hükümet yetkililerinin izledikleri politikalardan daha farklı değildi:
“Türkiye, Sincan-Uygur Özerk Bölgesini, Çin Halk Cumhuriyetinin bir parçası olarak görmekte ve Çin Halk Cumhuriyetinin toprak bütünlüğünün korunmasına önem atfetmektedir.”
Her hangi bir dünya devletinin kendi çıkarlarını korumak adına bir başka ülkenin ve milletin haklarını birilerine altın tepsi içerisinde sunmaya veya,“milli menfaatler” den söz ederek insanlığın çok derin yaralar almasına göz yumarak işlenen insanlık suçlarına çanak tutmaya hakkı yoktur.
Türk milletinin dünyadaki varlığına kasteden düşmanlara karşı verdikleri ve vermekte oldukları mücadeleler sırasında hayatlarını kaybeden bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, Ruhları şad olsun diyorum.
Bu haberi ve etkinliği bizimle paylaşan http://www.konyanogayturkleri.org internet sitesine teşekkürü borç bilirim.
Haberin Kaynağı:11 Yıl Önce Doğu Türkistan'daki Zulüm