E-Postanı gir

Kapat

Sonuç

Kapat

Lütfen bekleyin.

Davetli Üyelik

Bu site test sürecindedir.

Anasayfa > Haberler > Kültür - Sanat > Mustafa Belgeseline Tepkiler

Mustafa Belgeseline Tepkiler

Ekleyen: ZeynepSaygı, 31.10.2008


Mustafa Belgeselinde yer alanlar kafaları karıştırıyor.

Büyük paralar harcanarak çekilen ve gösterime girmeden önce güçlü bir tanıtımla insanların dikkatini çeken Mustafa Belgeseli gösterime girdikten sonra seyircilerin kafasında birçok soru işareti oluşmasına neden oldu ve tepkilere neden oldu.

Yeniçağ Gazetesi yazarı Sabahattin Önkibar belgesel hakkında şunları söyledi: “Yapılan psikolojik operasyondur. Filmde gizlenerek verilen ince mesajlarda, Atatürk’ün kendi sözleri ile güya Kürtlere özerklik verilmesi fikrinde olduğu ortaya konuyor, kendi heykellerini diktiren diktatör olduğu imajı pompalanıyor, içki düşkünü ayyaş portresi çiziliyor.”

Ayrıca Önkibar “Mustafa” filmi Kürtlere özerklik adına operasyondur!”diyerek önemli bir noktaya dikkatleri çekiyor. Önkibar sözlerine şöyle devam ediyor: “Önce filmde gizlenerek verilen ince mesajlara bakalım: 1) Atatürk’ün kendi sözleriyle güya Kürtlere özerklik verilmesi fikrinde olduğu ortaya konuyor. 2) Atatürk’ün, cahillerin seviyesine inmem diyerek halkı güya aşağıladığı mesajını veriyor.

2) Kendi heykellerini diktiren bir diktatör olduğu imajı bilinçaltına pompalanıyor.

3) Atatürk için günde bir büyük rakı ve üç paket sigara içiyordu denilerek dolaylı olarak adeta içki düşkünü ayyaş portresi çiziliyor.

4) Atatürk için çevresinde kimse kalmamıştı ve yalnız öldü denilerek kişiliğiyle ilgili şüpheler uyandırılmaya çalışılıyor.

5) Atatürk’ün manevi oğlu için gerçek oğluydu havası verilerek gayrimeşru ilişkileri ve de çocuğu olduğu imaları yapılıyor.

Sorarım size böylesine uçuk mesajların ustalıkla yerleştirildiği filmin Cumhuriyet’in kuruluş gününde farklı bir ambalajla vizyona konması operasyon değil de nedir? Hayır hayır, ben Atatürk için Peygamber misali günahsızdır diyenlerden değilim. Atatürk de insandır, eksiği, zaafları elbette olmuştur. Söylemek istediğim bulunduğumuz bu konjonktürde böylesine kafa karıştırıcı mesajların neden verildiğidir.”

Belgeseli izleyen seyirciler ise belgeselde Atatürk’ün yalnız öldüğüne ve her gün içki, sigara içtiğine vurgu yapıldığını söylüyorlar. Atatürk’ün çocuğu olabileceği gibi de bir iddia belgeselde ortaya koyulanlar arasında.

Hilmi Güler belgesel hakkında şunu söyledi:“Atatürk gökten yere indi.”

Haberin Kaynağı:Mustafa Belgeseline Tepkiler



Toplam (11) Yorum

Sitemize giriş yapmamışsınız, üye iseniz giriş yapınız. Aksi halde misafir yorumu yapabilirsiniz.


Fikir paylaştıkça çoğalır, güzelleşir siz de bu haber hakkındaki görüşlerinizi VatanBir kullanıcıları ile paylaşabilirsiniz.
Yorumlarınızda kişi ve kurumlara hakaret içeren ifadeler kullanmayınız.
Güvenlik kodunu giriniz: Güvenlik kodunu okuyamıyorsanız tıklayın.

1 ayfer

01/11/2008
02:56:45

Ben henüz izlemedim ama izleyen arkadaşlarım da çok tepkiliydi. O maddelerde yazılanlar ima ediliyorsa gerçekten çok çirkin ve hemen tepki gösterilmeli!

2 İbrahim_Ad

01/11/2008
08:56:47

"1) Atatürk’ün kendi sözleriyle güya Kürtlere özerklik verilmesi fikrinde olduğu ortaya konuyor."
Şimdi açıkçası herkes bunu eleştiyor, kendine göre de haklıdır.Fakat Atatürk'ün böyle bir söylemi var mıdır?Kimse doğruluğunu da yanlışlığını da söylemiyor.Eğer Atatürk'ün böyle bir söylemi varsa, Can Dündar bunu filmine koyabilir bence. Atatürk içki ve sigara da içiyordu, evet. Bu da doğru, bu da filme konulabilir.Bence ince bir çizgi var, o da şu:
Bunların çaresizce, karamasar ve kötümserce sergilenip sergilenmemesi. Evet Atatürk yalnızdı biraz.Ama halkı onu yalnız bıraktığı için değil, çağının aydınlarının, siyasetçilerinin ilerisinde kaldıığı için yalnızdı. Evet içki ve sigara da içerdi, ama alkol bağımlısı değildi. Keyifiyle içerdi içkiyi. Sanıldığının aksine, sirozu alkole bağlı siroz da değildi.
Bazısı bir filmy yapar ya da kitap yazar, farkında olmadan birşeylere özendir ya da birşeylere soğutur.Baba filminin(The Godfather) mafyayı gerçekçi olarak ele alayım derken, özendirmediğini kim söyleyebilir.
Bence dikkat edilmesi gereken budur.Atatürk'ü anlatırken yalın ve salt olarak yaptıklarıyla, söyledikleriyle değil, bunları hangi zamanlarda, ne şart altında, hangi duygu ve düşüncelerle yaptığını iyi vurgulamak gerekir.Yoksa kurtuluş savaşı örgütlenmesinde Atatürk, şartlar gereği halife için savaştığını da söylemiştir...

3 agaipekli

01/11/2008
11:06:59

Ben de henüz izleme fırsatı yakalayamadım ama bu kadar tepkinin üzerine en kısa zamanda izlemeye çalışacağım, Can Dündar varsa işin içinde herşey olabilir...

4 Ahsen Türkeli

01/11/2008
11:14:31

koskoca tarih ortadayken bir can dündar çıkıyor ve işte sonuç. ben sarı gazimi onunla öğrenmedim ki filmine gidip gişe rekorkarı kırdırayım adamlara, gitmek isteyen arkadaşlar da lütfen bir kez daha düşünsünler. .kısacası resim meydanda ve çok net görünüyor. ne yaparlarsa yapsınlar Atamı sevmeye devam edeceğim.

5 şanlıurfalı

01/11/2008
11:48:27

Eyvallah Ahsen abla, katılıyorum!

6 senay

01/11/2008
21:52:21

Filimde anlatılanlar Velev Ki doğru, bunları öğrenmenin kime ne faydası olacak. O zaman bunun altında başka niyetler olduğu anlaşılır. Demekki Atatürk'ü anlayanlar çoğalıyor ki önünü kesmeye çalışıyorlar bu tür filimlerle. Ben de bu belgeselin gişe sayısını artırmak istemiyorum.

7 Ahsen Türkeli

02/11/2008
08:44:34

Atatürk ’Mustafa’yı görse...


DİYELİM ki Atatürk beyaz atının üzerinde çıkageldi, yanında İsmet Paşa, komutanları, yaverler...

Aşağıda Cumhuriyet Bayramı ve herkes "Mustafa"yı seyretmek için kuyruklarda.

Atatürk, İsmet Paşa’nın kulağına eğilerek:

"Şu arkada, elinde bazuka gibi boru olan, topçu neferi midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, o Can Dündar, muharrir... Elindeki kamera aleti, hususiyeti sinema çeker..."

"Niye atlarımızın kıçını çekiyor?.."

"Buna ’insani boyut belgeseli’ diyorlar..."

Ata:

"İlke ve inkılaplar yönü ile de belgesel imal ederler mi bu fikriyatta olanlar?.."

"Sponsor lazım..."

"Sponsor bir nevi milli şuur gibi bir şey midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, parayı veren... Parayı kim veriyorsa, şuur o cihette nüks etmektedir..."

Atatürk:

"Pekiiii... Aziz milletimiz sinemaya girip, aziz askerlerimizin cephelerde elde ettikleri muazzam zaferleri vefa hissiyatları içinde mi seyretmekte?.."

İsmet Paşa:

"İnsani yön belgeseli hesabıyla bakmaktadırlar, gece karanlıkta önderimiz ne yapmakta..."

Ata:

"O karanlık gecelerde uykusuz kalıp bir hür vatan yaratma sancılarımın acısını anlamışlar demek ki..."

İsmet Paşa fısıldayarak:

"Hayır, bir oturuşta büyük rakı içtiğiniz, gece karanlıktan korktuğunuz ima edilmekte..."

Atatürk hüzünle:

"Buna asıl aydınlıktan korkan hilafetçiler sevinecekler... Onlar hálá dergáhlarında oturuyorlar mı İsmet?..."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, devletin tepesinde oturuyorlar..."

"Peki, Cumhuriyet Bayramı diye neyi kutlamaktadır bu millet..."

İsmet Paşa:

"Cumhuriyetten geri kalanını..."

Atatürk, atını çevirir:

"Gidelim Paşa..."

BEKİR COŞKUN'A TEŞEKKÜRLER....

8 MeTe HAN

02/11/2008
16:16:39

Atatürk'ü faşist, balkanlardaki sevgilisine her fırsatta mektup yazmak için yanıp tutuşan bir genç,heykeltraşlar çağırıp sürekli heykellerini yaptıran bir diktatör, her gün rakı içen, 5 ay bir baloya gidebilmek için çırpınan, komünist, marksist biriymiş gibi gösteren bu filmden ve ermeni asıllı can dündar'dan başka bir şey beklenemezdi zaten.
Saygılar

9 serdengeçti

02/11/2008
21:27:02

Atatürk'ü daha yeni yeni anlamaya öğrenmeye çalışan körpe Türk evlatlarının zihnini bulandıracak derecede basit ve yüzeysel bir çalışma olmuş.Paşaya karşı olup onun kurduğu laik demokrat TC ni bölmeleye çalışan şer odaklarını ispatlar derecesinde legal bir ispat kaynağı teşkil etmektedir.Her şeyden önce bizzat izleyen birisi olarak tavsiyem Atatürk'ü kaynağından tatmamış çocuklarınızı akrabalarınızı yakınlarınızı bu filme göndermeyin.

10 ZeynepSaygı

03/11/2008
17:25:49

Filmde tarihi ve siyasi konulara girildiğinde birçok soru işaretiyle karşılaşıyorsunuz. Dikkat çekici bölümlere göz atmakta yarar var. Film Atatürk'ün karga kovalamasıyla başlıyor. Atatürk'ün üç yaşında ölen abisi Ahmet'in cesedi Selanik'teki mezarında çakallar tarafından yeniyor. Can Dündar'ın yorumuna göre bu olay Atatürk'ün kader anlayışını derinden etkiliyor.
Atatürk küçükken hocası Kaymak Hafız'dan dayak yiyor ve hemen okuldan ayrılıyor. Ancak bu dayağı hiç unutmuyor. Can Dündar'a göre yıllar sonra Atatürk'ün medreseleri kapatması, Kaymak Hafız'dan rövanşın alınması anlamına geliyor. Babası Ali Rıza Efendi'nin ölümünden sonra annesi Zübeyde Hanım'ın tekrar evlenmesine tepki olarak Atatürk, askeri liseye yazılarak evden uzaklaşıyor. Manastır askeri okulunda Atatürk'ü canlandıran şahsın seçimi de ince hesapların sonucunda olsa gerek...
Çanakkale'de Deniz Savaşları'nda Atatürk yok ama cepheden Madam Corinn'e yazdığı mektuplar var. Atatürk İstanbul'da şatafatlı bir hayat sürerken bütün parasını tefecilere kaptırmış. Bunun üzerine Anadolu'ya geçmeye karar vermiş. Atatürk, Samsun'a gitmeden önce sarayda Vahdettin'le bir görüşme yapar. Bu görüşmede Vahdettin, Atatürk'e; "Paşa, bu devleti siz kurtarabilirsiniz ve kahraman olarak kitaplarda anılırsınız" diyor. Yani Vahdettin vatan haini değil ama nedense biz anlamamışız... Bu konuşmadan iki ay sonra Atatürk için çıkarılan idam fermanını hangi Vahdettin imzalamıştı acaba? İngilizlerin Malaya zırhlısıyla ülkeden kaçan Vahdettin değil miydi?
Verilmek istenen imaj
Filmde, Atatürk'ün İzmit'te bazı gazetecilerle yaptığı görüşmede, Kürtlere özerklik verilmesi fikrinde olduğu ortaya konuyor. Bu konunun arkası gelmiyor, Atatürk'ün bu konuyla ilgili düşüncelerine hiç değinilmiyor.
Atatürk'ün, cahillerin seviyesine inmem diyerek sanki halkı küçük gördüğü imajı veriliyor. Atatürk 1930 yılında halkın arasına karıştığında herkesin mutsuz ve karnını doyuramaz durumda olduğunu görüyor. Can Dündar'ın yorumu şöyle: "Çevresindeki dalkavuklar halkın ıstıraplarını Atatürk'ten gizleyip iyi göstermeye çalıştılar. Atatürk gerçekle yüzleşince çok üzüldü ve sabaha kadar uyuyamadı."
Atatürk'ün manevi oğlu için gerçek oğluydu havası verilerek gayri meşru ilişkilerinden çocuğu olduğu imalarına yer veriliyor. En yakın arkadaşlarını bile gözünü kırpmadan ölüme gönderen ve kendi heykellerini diktiren bir diktatör olduğu imajı yaratılıyor.
Anlamsız bir şekilde, Atatürk'ün arkasında uzun boylu adamların olduğu bir fotoğraf gösterildikten sonra, bir Fransız gazetesinde ne kadar kısa boylu olduğu vurgulanıyor.
TBMM'yi cuma günü namazdan sonra, dua okutarak açtığı halde, son bölümde dinsiz olduğu vurgulanmaya çalışılıyor. Kendisi hakkında şeyhülislam tarafından verilen "dinsiz" fetvasını yıkmak için, 22 Nisan olarak karar verilen TBMM açılış gününü cuma gününe denk gelen 23 Nisan'a alıyor.
Can Dündar'ın yorumuna göre, Atatürk ileride gerçekleştireceği amaçlarına ulaşmak için şimdilik böyle hareket ediyor.
Atatürk için çevresinde kimse kalmamıştı ve yalnız öldü denilerek kişiliğiyle ilgili kuşkular gündeme getiriliyor. Atatürk için günde bir büyük rakı, üç paket sigara ve on beş kahve içiyordu denilerek, içki düşkünü ayyaş bir portre çizilmiş.
Devletle ilgili tüm önemli kararların o meşhur içki masalarında alındığı ifade edilerek ciddiyetten uzak bir tablo çiziliyor. Zaten Atatürk son yıllarını işsiz güçsüz, can sıkıntısında balolar, davetler ve içki masalarında geçirmiş. Üstelik son sahnelerde çalgıcıya kadeh kaldıran içki düşkünü yalnız bir adamın mizanseni yaratılmış.
Daha bunun gibi akılda kalmayan nice sahneler var. Böylesine gerçekle ilgisi olmayan mesajların ustalıkla yerleştirildiği filmin, Cumhuriyetimizin 85. yıldönümünde gösterilmesi de farklı bir anlam taşımaktadır.
Sayın Prof. Dr. Özer Ozankaya, öğrencisi olan Can Dündar'a, Sarı Zeybek ve Gölgedekiler filmleri için de buna benzer eleştirileri bizzat yüzüne karşı söylediği zaman, "Aaa, hocam, bunlar hiç aklıma gelmemişti" yanıtını almıştı. Sayın Ozankaya'ya göre "Mustafa" filmiyle ilgili benzer eleştiriyi yöneltmenin artık yararı yoktur. Çünkü Can Dündar'ın söz konusu davranışları bilerek sürdürdüğü çok açıktır.
Devrimlerini yıkmaya çalışıyorlar
Can Dündar bu filmi yapmadan önce "Nutuk" gibi, "Tek Adam" gibi kitapları okusaydı, belki tarihi değiştirerek bazılarına şirin gözükmekten kaçınırdı. Ama belki de bu film özellikle yaptırılarak Atatürk'ü sevenlerin bilinçlerini değiştirmek, Misak-ı Milli sınırlarından vazgeçmek görevi üstlenilmiş olabilir.
Emperyalizm işbirlikçileri, ulus devlet karşıtları, şeriatçılar ve numaracı cumhuriyetçiler yıllardır elbirliğiyle Atatürk'ü aşağılamaya, devrimlerini yıkmaya çalışıyorlar. Armstrong'un "Bozkurt" kitabında, Vamık Volkan'ın "Ölümsüz Atatürk" kitabında, İpek Çalışlar'ın "Latife" kitabında, Tolga Örnek'in "Gelibolu" filminde ve şimdi de Can Dündar'ın "Mustafa" filminde olduğu gibi... Ama hepsinin ve daha nicelerinin ortak bir noktası var: Yanılıyorlar ve başaramayacaklar...

11 ZeynepSaygı

03/11/2008
17:26:52

Yorumlarını benimle paylaşan Amanos İsken'e teşekkür ederim.

  • XHTML
  • Ajax
  • CSS
  • Javascript
  • PHP 5.1.2

Site Sorumluları:
bilgiislem@vatanbir.org

Her hakkı saklıdır, kaynak gösterildiği takdirde kullanabilirsiniz
© vatanbir.org 2005-2008

Yazılım & Teknik Destek: HTBilgi

Google Siralamasi