E-Postanı gir

Kapat

Sonuç

Kapat

Lütfen bekleyin.

Davetli Üyelik

Bu site test sürecindedir.

Anasayfa > Yazi Arşivi > Makale > Dil Düşünce Kültür İlişkisi ışığında Yabancı Dille Öğretime Bakış

Dil Düşünce Kültür İlişkisi ışığında Yabancı Dille Öğretime Bakış


22.11.2008,Yazar:Mustafa Kutlay




Mustafa Kutlay'ın yabancı dille öğretim konusundaki makalesi...


I. GİRİŞ

Doğada derinlemesine incelendiğinde bir¬biriyle bağlantısız hiçbir kavram gösterilemez. Şüphesiz ki her kavram öyle ya da böyle ama mutlaka, birbiriyle ilişki içerisindedir. Ancak ki¬mi kavramlar vardır ki bunlar arasındaki bağ¬lantılar diğerlerinden çok daha derin, çok da¬ha ayrılmazdır, işte bu kavram üçlülerinden birisi, belki de birincisi, "dil-düşüce-kültür” üçlüsüdür. Dil, düşünce ve kültür arasındaki ilişki bir sacın üç ayağını ya da bir üçgenin köşelerini andırır. Birini diğerlerinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Örneğin bir yerde dilden söz ediliyorsa, orada üstü kapalı ya da açık biçim¬de ancak kesinlikle, düşünceden ve kültürden de bahsediliyordur. Bu yazının amacı, dil-düşünce-küttür ara¬sındaki ilişkiyi daha yakından İncelemek ve "yabancı dille eğitim'e bir de bu açıdan yakla¬şılmasını sağlamaktır. Bu bağlamda ilk önce dil-düşünce ilişkisine değinilecek, daha sonra da dil-kültür arasındaki ilişki gösterilmeye ça-lışılacaktır.

II. DİL-DÜŞÜNCE İLİŞKİSİ:

SORUNLAR YUMAĞI

Dil ile düşünme işlevi arasındaki ilişki so¬runu üzerinde en eski düşünürlerden günümüzdeki bilginlere kadar pek çok kimsenin ka¬fa yorduğu görülmektedir. Platon düşünme ve konuşma eylemlerinin aynı şey olduğunu, yal¬nız içinden konuşmanın ruhun ses açığa vur¬madan, kendi kendine konuşması sayılabile¬ceğini belirtiyordu.

Günümüze kadar dil-düşünce ilişkisi fark¬lı düşünürlere göre değişik yorumlar kazan-mıştır. Kimi bilginler Platon gibi, konuşma ve düşünmeyi birbirinden ayırmazlar. Örneğin davranışçılık akımının görüşünü belirten Wygotski, bu konuda şu formülü getirir: DÜ-ŞÜNME=DİL-SES.

Özellikle XIX. yüzyıl dilbilimcileri dil ve dü¬şünmenin iki ayrı işlev, nitelikleri ayrı iki ruhsal eylem olduğunu vurgulamışlardır. Örneğin Langacker'a göre "düşünceler bilinçli bir fikir uğraşı olarak incelendiğinde dilden bütün bü¬tün ayrı olarak ortaya çıkmıştır.' Bu yüzden dil ve düşünce birbirinden farklı şeylerdir ve dü¬şüncelerimiz dilin yapısınca belirlenmez.' Bir başka ünlü Dilbilimci Vendryes ise 'dil basit bir yardımcı değil, düşüncenin vazgeçilmez ortağıdır" diyerek dil olmadan düşüncenin ola¬mayacağını belirtmiştir.2

Dil-düşünce ilişkisi üzerine birçok düşünür kara yormuştur ve farklı sonuçlara varmıştır. Ancak bu alanda çalışan iki kişi vardır ki on¬lardan bahsetmemek olmaz. Bu kişiler ufuk açan çalışmalarıyla köşe taşı olmuşlar ve kendilerinden sonra gelenlere yol göstermiş¬lerdir. Bu kişilerden birincisi Wİlhelm Von Humboldt'tur.

Wİlhelm Von Humboldt 19. yüzyıl ünlü dil¬bilimcisi ve devlet adamıdır. Düşünce tarihin¬de ilk defe Humboldt çeşitli dilleri ve ulusları inceleyerek karşılaştırmalı dil araştırmalarına başlamış ve sistemli bir dil felsefesi kurmuş¬tur. Humboldt’ta düşünceyi yaratan ve ileri gö¬türen dildir. Humboldt, dili düşüncenin yalın bir aracı olarak görmez, ona göre dil, düşünce¬yi yaratan bir şeydir. Dil, gerçek etkinliğini insanda düşünen ve düşünceyi yaratan gücün kendisinde gösterir, yani yapıcıdır. Yine Hum¬boldt bir yazısında, dilin sadece bilinen doğru¬ları betimleyen bir araç olmayıp daha çok bi¬linmeyeni bulgulayan bir araç olduğunu söyle¬mekle dilin yalnızca bir araç olmadığını, dü¬şünceyi yaratan bir etkinlik olduğunu belirt¬miştir.3

Ayrıca ulusların dilleriyle dünya görüşleri arasında yakın bir bağlantı olduğunu da vur¬gulayan Humboldt, "bîr ulusun dili ruhudur, ruhu da dili" diyerek her dilin ve ulusun ayrı bir dünya görüşüne (Weltenschauung) sahip olduğunu savunmuştur. "Her dilin özel bir dünya görüşü vardır" diyen Humboldt anadil ile düşünce/düşünme arasındaki bağlantıyı şu şekilde dile getirmiştir:

Bir oili öteki dillerden ayıran, yalnızca bu dilin başka dil göstergeleri olması değildir. Bu dil insana başka bir düşünme biçimi, başka bir görüş biçimi verir. Bu dille insan dünyayı başka türlü kavrar, bu dilde insanın dünya karşı¬sındaki duygu ve istekleri başkadır. Kısaca, dil ortaklığı, ortak bir dünya tablosuna sahip ol¬maktır."4

Burada "bu dil" olarak bahsedilenin kişi¬nin "anadili" olduğuna dikkat edilmelidir. Humboldt'un açtığı yoldan yürüyen Edward Sapir ve öğrencisi Benjamin Whorf da Sapir-Wborf modelini ortaya atmıştır. Onlara göre insanların düşünceleri kullandıkları diller yoluyla oluşturulan kategoriler tarafından be¬lirlenmektedir. Diğer bir değişle kullandığımız dil çevremizdeki dünyaya bakış açımızı ve al¬gılamamızı belirlemektedir. Günümüzde Sapir-Whorf ün "dilsel görecelilik" başlığı altında¬ki görüşleri daha çok kabul edilmektedir. Buna göre dil düşünce yapımızı her zaman belirlememekte ancak algılama hızı ve hatırlatma süreçlerindeki zihinsel yapıyı doğrudan etkile¬mektedir.6

Sapir ve Humboldt. anadille-düşünce ara¬sındaki bağlantıyı sistemli bir biçimde göster¬miş ve bu alanda insanlığın düşünce ufkunda çığır açmışlardır.

III. DİL-KÜLTÜR İLİŞKİSİ:

BİR KÂĞIDIN İKİ YÜZÜ

a) Kültür Kavramı:

Kültür kavramını tam anlamıyla ortaya ko¬yan bir tanım yoktur. Çünkü kültür kavramı çok karmaşık ve dinamik bir kavramdır. Kültü¬rün bir "kavram", yalnız ve ancak bir kavram olması kültür konusundaki anlaşmazlıkların kaynağını oluşturmaktadır. "Kültür" bir varlığın değil bir kavrayış tarzının adıdır. Bu yüzden onu kavramsallaştıranın düşünde yapısından ve dünya görüşünden bağımsız değildir. Yine de genel geçer tanımlar yapabilmek mümkündür ve Tylor’ınki de bunlardan biridir. Tylor’a göre “kültür bir toplumun üyesi olarak insanoğlunun öğrendiği yada kazandığı bilgi, sanat, gelenek-görenek ve benzeri yetenek, beceri ve alışkanlıkları içine alan karmaşık bir bütündür."9 Burada, konumuz açısından, kültürün iki önemli özelliği "öğrenilebilir* olması ve "bütün-cüllük'' taşımasıdır. Kültürün bu iki özelliği onun dille olan sıkı bağını saptamamıza da yardımcı olmaktadır. Bu noktada dille kültür arasındaki ilişkiye daha yakından bakmak uy¬gun olacaktır. b) Dil-Kültür Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır?

Dil ile kültür bir kâğıdın iki yüzü gibidir. Vossler'e göre dil kültürün aynasıdır. Yani dile bakan kültürü görür ve kültüre dair ne varsa dilden geçer. Buradaki "dilden" amacın "ana¬dil" olduğu ise özellikle vurgulanmalıdır. Dil-kültür arasındaki ilişkinin boyutları maddeler halinde şöyle sıralanabilir:

1) Bilimde, sanatta, edebiyatta işlenen bir dil, kültürün gelişmesine katkı sunar. Dilin ge-lişmesi, onu kültür dili haline getirir. Kültür dili, kültürün yaratılmasını, zenginleştirilmesini sağlar. Humboldt'un dediği gibi, 'dil bir ulusun kültür düzeyini gösteren en iyi araçtır. Ancak kendi diline dayanan, kendi dilinde ilerlemeler yapan bir ulus gerçek bir kültürün de yaratıcı¬sı olabilir.'9 Dil, aynı zamanda kültürün ürünü¬dür de. Yani kültürü gelişmemiş milletlerin dili de gelişmiş ve zengin değildir.

2) Küftür nesilden nesile öğrenilerek akta¬rılır. Dil burada hem öğretme, hem de taşıma aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Dil, kültü¬rü geçmişten geleceğe taşıyan köprüdür ve bir anlamda kültürü yüzdüren gemidir.

3) Dil-kültür uyumu "kimlik bunalımı¬nı/kimlik kaybını* engeller. 8ir ulusun varlığı bu uyumda gizlidir. Alphonse Daudet "Son Ders" adlı öyküsünde kahramanının ağzından şöyle seslenir "Bir ulus esarete düştüğü zaman, dilini ko¬ruyabilirce, esaret zincirlerini kıracak anahtarı kendi elinde tutuyor demektir."'0

Sonuç olarak denilebilir ki, dil ile kültür bir bütünün iki ayrı yüzüdür. Birinin ilerlediği or-tamda mutlaka diğeri de ilerleme kaydetmek¬te, birisinin gerilemesi diğerini de fakirleştir-mektedir.

Anadille kültür arasındaki bu derin ilişkiyi aklımızın bir köşesinde tutarak, "yabancı dille öğretimin kişinin anadili becerileri üzerine na¬sıl bir etki yaptığına dair" bilimsel bir araştır-madan bahsetmek, tam da bu noktada, yerin¬de olacaktır.

c) Kullanma becerisi Üzerine Bir Araştırma: ODTÜ örneği:

ODTÜ öğretim üyelerinden Prof. Dr. Se¬mih Bilgen ve arkadaşları "yabancı dille yapı¬lan üniversite eğitiminin, öğrencilerin anadili becerileri üzerindeki etkisini irdelemek" üzere 2003 yılında bilimsel bir araştırma yapmışlar¬dır. Bu araştırma kapsamında Türkçe eğitim veren Ankara Üniversitesi İktisadi ve idari Bi¬limler Fakültesi(AÜ) öğrencileriyle ODTÜ ikti¬sadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin anadil kullanma becerilerini bilimsel ölçütler kullanarak kıyaslamışlar, araştırmanın sonuç¬larını da kamuoyuyla paylaşmışlardır.11

Bu araştırma kapsamında öğrencilerden derslerde gördükleri ve günlük konularla ilgili biri "teknik", diğeri "güncel" iki metin yazmaları istenmiş, sonuçlar tarafsız dilbilimciler tara¬fından bilimsel ölçütlere göre değerlendirilmiş ve aşağıdaki tablo ortaya çıkmıştır:

Notlar

Grup

AÜ 1.sınıf (54 kişi) Teknik Anlatım

6,1 Günlük Anlatım
6,7 Yazım
5,6 Ortalama 6.1 AÜ 3.sınıf (32 kişi) 7,6 7,7 7,8 7,7 ODTÜ 1.sınıf (44) ODTÜ 3.sınıf (34) 5,8 5.1 6,3 4,8 6,2 3,8 6,1 4.6

Tablodan da görüleceği üzere, Aܒ de öğ¬renim gören öğrencinin anadilini kullanma be-cerisi 1. sınıftan 3. sınıfa geçtiğinde 6,1'den 7,7'ye yükselmiş, bunun yanında ODTÜ öğ-rencisinin anadilini kullanma becerisi 6,1'den 4,6'ya gerilemiştir. Araştırmacılar vardıkları sonucu şu şekilde yorumlamışlardır: "Kullanılan Ölçütlerin biri dışında tü¬münde (tüm ölçütler için 11. dipnottaki adrese bakınız), üniversite eğitimlerini yabancı dil¬le yapan ODTÜ öğrencilerinin anadili bece-rilerinde azalma, Türkçe eğitim yapan AÜ öğrencilerininkinde ise yükselme göster¬miştir" Bu konuyla ilgili bir başka çalışma da OD¬TÜ Türkçe Topluluğu tarafından 2005-2006 yılında yapılan eğilim yoklamasıdır Bu çalış¬ma kapsamında ODTÜ öğrencilerine aşağı¬daki soru yöneltilmiştir. "İngilizce olarak öğrendiğiniz terim ve kavramların Türkçe karşılıklarını biliyor musu¬nuz?" Bu soruya toplam 895 öğrenci cevap ver¬miş, verilen cevapların sınıflara göre yüzdesi aşağıdaki tablodaki gibi dağılım göstermiştir Bilmiyorum - Bilmiyoeum ve Gerek duymuyorum - Bilmiyorum ama bilmeliyim 1.sınıf: %53 %7 %40
2.sınıf: %39 %16 %45
3.sınıf: %29 %13 %58
4.sınıf: %27 %8 %65
Toplam: %37 %11 %52


Tablodaki yüzdelerden de açıkça görüle¬ceği üzere ODTÜ öğrencisinin derslerde İngi¬lizce öğrendiği kavramların Türkçe karşılıkla¬rını bilme oranı mezuniyete yaklaştıkça azal¬makta, 1. sınıfta yüzde 53 olan 'biliyorum" ya¬nıtı 4. sınıfta yüzde 27'ye kadar düşmektedir.

Yukarıdaki iki araştırmanın sonuçları kuş¬kusuz birçok açıdan değerlendirilebilir. Ancak konumuzla ilgisi bakımından iki noktanın üze¬rine özellikle eğilmek gereklidir.

Birincisi üniversitelerin evrensel amacıyla ilgilidir. Üniversitelerin evrensel amaçlarından binsi, belki de birincisi, bireye sağlıklı düşüne¬bilme; düşündüğünü açık, tutarlı, anlaşılır bir şekilde ve cesaretle karşı tarafa aktarabilme yeteneği kazandırmaya çalışmaktır. Oysa bir üniversite eğitimi düşünün ki, kişi aldığı eğiti¬min sonunda anadiline hâkimiyetini -göreceli olarak- kaybetmekte; düşüncelerini açık, an¬laşılır ve tutarlı bir biçimde ifade edemez hale gelmektedir. Bu durumun üniversitelerin ev¬rensel amacıyla ne oranda örtüştüğü ise üze-rinde düşünmeye değer bir konu olsa gerek.

İkincisi ise Humboldt'tan beri sistematik olarak bildiğimiz anadil-kültür-düşünce ara-sındaki ilişkiyle ilgilidir. Kişinin anadilini kullan¬ma becerisinin gerilemesi, anadiline katkı sunmasına engel oluşturmakta ve anadilinin yoksul kalmasına sebep olmaktadır. Anadili gelişmeyen uluslar kültürel alanda yaratıcı olamamaktadır. Bunun düşünce alanında kar-şılığı ise o anadili konuşan ulusun düşünsel ilerleme gerçekleştirememesidir. Yani anadili¬ni işleyip zenginleştirmemenin bedeli, düşün¬sel alanda özgün olamama/ilerleme yapama¬ma ve taklitçilik düzeyinde kalma olarak orta¬ya çıkmaktadır.

IV. SONUÇ

Gösterilmeye çalışıldığı üzere dil-düşünce ve kültür arasında oldukça derin bir ilişki vardır. Bu durum "yabancı dille öğretim" konusunun salt teknik bir konu olmadığını, toplu-mun tümünü ilgilendiren sosyal/toplumsal bir içeriğe sahip olduğunu göstermektedir. Bu yüzden "yabancı dille öğretim" üzerine yapı¬lan tartışmalar akademik koridorlara hapsedi-lemez. Yapılması gereken daha geniş ortam¬larda, daha büyük katılımlarla ve daha hassas bir şekilde konuya eğilmektir.

Dipnotlar:

1 Doğan Aksan. Her Yönüyle Dil, 1. 011. Türk Dil Kurumu Yayınlan, 2. baskı, 1998. Ankara, S. 53.

2. J.V.Vendryes. Dil ve Düşünce (çev: Berke Var- dar), MulBlıngual Yayınları, 2001, istanbul, s. 21.

3. Bedıa Akarsu, Wilhelm von Humboldt'ta Dil-Kûltür Bağlantısı. İnkılâp Yayınları, 3. Baskı, 1998. istanbul,s.38.

4.Age., s.62-64.

5. Güven Mengü, 'Dil-Küllür ilişkisine Antropolojik Bır Bakış', s. 23-24 (Dil-Kültür ve Çağdaşlaşma, Editör: Prof. Dr. Bahaettin YEDİYILDIZ, Hacettepe Üniversitesi AİİTE, 2003. Ankara, içinde).

6.Agm.,s. 25.

7. Yılmaz Özakpınar, islâm Medeniyeti ve Türk Kül¬türü, Ötüken Yayınları, 2. baskı, 1999, istanbul, 5.10-11.

8. Güven Mengü. "Dil-Kültür ilişkisine Antropolojik Bir Bakış", s. 15.

9. Bedia Akarsu, Wilhelm von Humboldt’ta Dil-Kül¬tür Bağlantısı, inkılâp Yayınları, 3. Baskı, 1998, istanbul. s.7.

10. Hulkı Cevizoğlu Türkiye ve Türkçe Üzerine Oy¬ nanan Oyunlar. Ceviz Kabuğu Yayınları, 1.Baskı, 2004. .Ankara, s.4.

11. Prof. Dr. Semih Bilgen ve arkadaşları 'Yabancı Dille Yapılan Üniversite Eğitiminin Anadili Becerileri Üze¬rindeki Eikisi". http://www.eee.metu.edu.tr/%7Ebilgen/Bilim-Utopya

Sitemizde yayınlanan yazıların tüm sorumluluğu yazara aittir.

Yazarın diğer yazıları

  • Dil Düşünce Kültür İlişkisi ışığında Yabancı Dille Öğretime Bakış(11986)
  • Rastgele yazılar

  • DEVLETLER BİRBİRİNİ SEVMEZLER; ÇIKARLARI GEREKTİKÇE SADECE SEVER GÖRÜNÜRLER…(5418)
  • Kimin cool-larıyız ?(2436)
  • Türkiye - Çin Politikası ve Doğu Türkistan(7267)
  • Bir Türk Gencinin Gözünden Türk Gençliği!(5817)
  • ‘Sandık Kafalı’ Olmak İle Ufkun Ötesine Bakmak Arasındaki Fark!(2861)
  • Küresel ‘Gün’ Kutlama Merakı ve Kültürel SIZINTI!(1980)
  • Özgürlükler diyarı(3896)
  • (2415)
  • Gerçek'ti Hayal oldu!(1741)
  • Meluncanlar(3078)




  • Arşivin Kaynağı: DİL İM DERGİSİ, cilt 1, Aralık 2006, sayı:2

    Sayfa Başı Tavsiye Puan: 0, Okunma: 11985

    Henüz yorum eklenmemiş..

    Sitemize giriş yapmamışsınız, üye iseniz giriş yapınız. Aksi halde misafir yorumu yapabilirsiniz.


    Fikir paylaştıkça çoğalır, güzelleşir siz de bu haber hakkındaki görüşlerinizi VatanBir kullanıcıları ile paylaşabilirsiniz.
    Yorumlarınızda kişi ve kurumlara hakaret içeren ifadeler kullanmayınız.
    Güvenlik kodunu giriniz: Güvenlik kodunu okuyamıyorsanız tıklayın.

    Belgeyi Sen bildir "Yayınlansın"
    etkili olsun.

    Arşiv sayfasındaki benzer belgeleri bize bildirin.Sizin adınızla yayınlayalım.


    Üye Girişi yapınız

    Encok belge ekleyen 5 kişi

    Encok yorumlanan son 5 dokuman

    • XHTML
    • Ajax
    • CSS
    • Javascript
    • PHP 5.1.2

    Site Sorumluları:
    bilgiislem@vatanbir.org

    Her hakkı saklıdır, kaynak gösterildiği takdirde kullanabilirsiniz
    © vatanbir.org 2005-2008

    Yazılım & Teknik Destek: HTBilgi

    Google Siralamasi