Avucumda iki zar, üzerine materyalleri yerleştirilmiş kare bir tahta parçası ve bu renkli tahtanın üzerinde dünyanın en gözde yerleşimlerinin yer aldığı bir oyun düzeneği.
Oyunda etkin güç olan bankacının istediğini oyuna alması, kuralları belirtmesi, bütün finansman ve koordinatını yürütmesi gibi kural ve yöntemlerin bulunduğu Monopoly oyun setine bakarken, bir bütün olarak küçük bir dünya düzenini tasvir ediyordu.
Oyunun sistemine düşünceli, düşünceli bakarken, buradaki oyun şeklini mantık ötesine biraz itince ABD’nin yeni işgalci şifreleriyle uyuşma eksenine kayıyordu.
Monopoloy tahtasının üzerine yerleştirilmiş merkezler, bu kez Kuzey Afrika sahil şeridinden Ortadoğu’ya doğru kayıyordu. Obama bankacı konumunda eline sıkıştırılmış mıknatıslı zarlarla oynarken, Fransa, İngiltere, Almanya ve İtalya gibi ağızlarından salya akan devletler biran önce zarlarla düşeş atma için tutuşurken. Washington kabinesi manuel savaş taktiğinin açıklarını kapatmak için kuklalaşmış firavun sistemine bir son vermek istiyordu. Çünkü aynı sorunla daha önce, Saddam Hüseyin’le karşı, karşı gelinmişti ve çok pahalıya mal olmuştu.
Bundan önceki ABD’nin manuel savaş taktiği dediğimiz karadan müdahale etmenin bedelini hala ödüyor. BBC açıklamalarında da ABD için bataklığa dönen Irak ve Afganistan’ın 2003’ten bu yana 787.53… milyar dolar Irakta, 399.26… milyar dolarda Afganistan’da olmak üzere küsuratlarıyla birlikte toplam 1 trilyon 258 milyar dolara mal olmuştu. Bunun yanında 490 bin askerini kaybetmesiyle birlikte, 1 milyon 497 bölge insanının ölmesine neden oldular. Kapanması uzun zaman alacak, bu kayıp düşünüldüğünde Ortadoğuda ki hala üstü toprakla örtülmemiş ölüm çukurundan çıkmak için ABD’yi savaş taktiğini değiştirmeye zorlamıştır. Bush dönemi tasmasız saldırıların sonuçları vahimdi. Bunu için çuvaldızı düşmanına çaktırmadan batırmak gerekiyordu. Barack Obama ya da bu öğretildi.
Yoksa, Tunus’ta ilk isyan ateşi patlak verecek ve ABD uzaktan bakacak, olacak iş değil.
Monopoly de ki ilk zararlar da Tunus için atılıyordu. Zaten isyan ateşinin bir üniversite öğrencisi kendini yakmasına bağlamak olaya iğne deliğinden bakmaktır. Muhammed Buazizi’nin kendini yakması da sadece semboldü ve Tunus için atılan zarlar tutmuştu. Zeynelabidin Bin Ali aldığı hiçbir önlem işe yaramadı. Ayaklanmanın püskürtücü silahı elbette internet erişimiydi. Oyunun ilk adımı tutmuştu ve sonuç olarak 5ocak akşamı Zeynelabidin Suudi Arabistan’a uçmuştur. Onun Arab yarımadasına uçması, okları da gittiği yöne çevirmişti. Tıpkı monopolydeki gibi saatin tersine doğru gidiliyordu.
Sıra Mısıra, Hüsnü Mübareğe geliyordu. Oradan Libya, yani Kaddafi, Bahreyn ve Ortadoğu’ya kayıyordu. En son isyan ateşinin siyah dumanları, Suriye üzerine toplandı.
Suriye, yönetim olarak bu tarz isyanlara karşı tecrübeliydi. Tecrübeliydi;çünkü tarihler 1982’yi gösteriyordu. Baba Hafız Esad dönemi, Hama da çıkan hükümet karşıtı sünni ağırlıklı isyanı bastırmak, 20 bin kişinin hayatına mal olmuştu.
Diğer bir olay da Suriye nüfusun %15 oluşturan Kürtlerdir. Bu kesimde ki insanların çoğunun Suriye de kayıtları yoktur ve yapılmıyor. Kırmızı renkte ecnebi kimliği denilen bir kağıt parçasıyla yetiniyorlar. 2004’de gelindiğinde Kamışlı olayında Kürtlerin yönetim karşıtı çıkıp, Esadın heykeli yıkılmış ve hükümetin sert tedbirleri 42 kişinin ölümüne ve 90 kişinin de yaralanması sonucu, gene silah zoruyla bastırılmıştır.
Daha önce bu badirelerden geçmiş olan Suriye, Türkiye için önemli bir konumda olup, Arap dünyasının kapıları Türkiye ye buradan açılıyordu.
Bizim asıl üstünde durmamız gereken ve olayların dibimizde ki adı da Beşar Esad. Bu ülke de Martın 28’de monopoly tahtasına yatırılmıştı. Bu ülkenin de cilvesi;
Oyun adı: Monopoly Suriye
Şehir: Dera kenti
Zarlar: Düşeş
Ve oyun başlamıştı.
Monpoly’nin bankacısı Obama diğer Kuzey Afrika ülkelerinde ki liderler gibi önce Beşar Esad’ın sonradan da Beşar’ın kardeşi ve ordu komutanı Mahir Esad, eski Dera istihbarat şefi Atıf Necip ve şimdi ki istihbarat başkanı Ali Memlük’ün hesaplarına, Beyaz Saray tarafından el konuldu.
Türkiye’nin ikilem de kaldığı bu durum karşısında Suriye’yi reforma gitmesini önerse de, Beşar tarafından reforma gidilmesi bütün nüfuzunu kaybetmesi demekti. Çünkü Esad’ın çerçevesi ülke de %12’lik Alevi Nusayrilerle ile sınırlı kalmıştır. Diğer ağırlıkta ki kesim %70 oluşturan Sünnilerden oluşuyor.
Dört haftalık silahlı baskı da bu yüzden sürüyor. Sonuç olarak 70 güvenlik gücü ve 78 sivil öldürüldü ve hala öldürülmeye devam edilecek bu gidişle.
Oyun, kurallarına göre tıkır, tıkır işliyor. Diktatörler koltuk kölesi olmuş ve eskisi gibi dış güçlere itaat etmiyorlar. Bu itaatsizlik eskisi gibi klasik karadan saldırı değil. Bu diktatörleri, kendi silahlarıyla vurup bu bölgelere yeni kuklalar dikmektir.
Dışarıdan olayın sergisi şöyle. İsyanın çıktığı bölgelerde ABD kuklaları gidiyor. Yerine demokrasi geliyordu. Doğru demokrasinin tohumları geliyordu ama gelen tohumlar Avrupa ithalli, Amerikan usulünce filizleneceği göz ardı ediliyor. Sonuç olarak zarları Ortadoğu için batılılar atacak ve monopolyde oyunun lideri bankacısı olan Beyaz Saray kazanacaktı.
(Fahâk)
Sitemizde yayınlanan yazıların tüm sorumluluğu yazara aittir.
Sitemize giriş yapmamışsınız, üye iseniz giriş yapınız. Aksi halde misafir yorumu yapabilirsiniz.
Fikir paylaştıkça çoğalır, güzelleşir siz de bu haber hakkındaki görüşlerinizi VatanBir kullanıcıları ile paylaşabilirsiniz.
Yorumlarınızda kişi ve kurumlara hakaret içeren ifadeler kullanmayınız.
Belgeyi Sen bildir "Yayınlansın" etkili olsun.
Arşiv sayfasındaki benzer belgeleri bize bildirin.Sizin adınızla yayınlayalım.