Anasayfa > Yazi Arşivi > Köşe Yazısı > Tek çanlı demokrasi
|
|
Yazarımız Fahrettin Akgül yazdı...
Tek Çanlı Demokrasi
Demokrasi Vitrini;
Bugün çok partili hayata geçişin ilk günü ve geçmişe uzanışı.
Yorgun bir devlet ve yorgun bir millet. Ağır bedeller ödenmişti şüphesiz. Devletin ve milletin kimliği için mücadele devrinin sonlarına gelmişken, yönetmenlikler de gerekli reform ve ıslahatlara gidilmiştir. Bu değişimin baş ismi, halkın dolaylı idaresi olan demokrasi kavramıdır.
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, Türkiye Cumhuriyetinin ilk resmi partisi, Atatürk’ün başkanlık ettiği Halk Fırkası’dır. Yarı demokrasi veya o dönemin tabiriyle ölü demokrasi denilen bu süreç, muhalif bir duruma hazır değildi.
Cumhuriyetle yeni tanışan bir millet, Milli Mücadele döneminde ağır şartlar altın da ezilmişken, yeni kavramları, uygulamalarıyla birlikte kabul etmek zor gelmiştir ve çoğu taraflarca da yadırganmıştır. Bu koşullarda karşıt görüşte ki bir partinin varlığı, çeşitli ihtilaflara yol açacağından, hem dış güçlerin müdahalesine maruz kalınacaktı hem de bir komutlar karmaşıklığına sürükleyecekti. O yüzden kısa bir aralığına da olsa, olağanüstü bir süreden geçen ve demokrasinin kritik ilmiklerinin örüldüğü bu aralıkta tek partili bir sürecin varlığını, çokta hor görmemek gerekir.
Çok partili hayata hazırlıklı olmayan halk, 17 Kasım 1924’te kurulan ve Türkiye’nin ilk muhalif partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın altı ay sonra kapanması, o dönem Türkiye demokrasinin, muhalifliği hazmetmeyecek kadar hazırlıksız ve zayıf bir başlangıçtaydı.
Tek partili sistem için belli bir süreç kabilinde göz yumulsa da bu süreci uzatmanın zararlı çıkarımlara sürükleyeceğini de hesaplamak gerekirdi. Bu ince ayrıntı düşünülmediği için de muhalif parti sadece altı ay dayanabilmiştir. İlk muhalif partinin kapatılması da Türk siyasi tarihine kötü bir imaj kazandırmıştır.
Milli Şef;
Atatürk’ün 1938’de ölmesiyle beraber, İsmet İnönü Cumhuriyet Halk Fırkası’nın başına geçecektir. Bu parti sonra ki dönemlerde Cumhuriyet Halk Partisi diye isim değiştirecek ve 1950’ye kadar sürecek olan, bir dikta demokrasi dönemi olacaktır. İşte asıl ölü demokrasi denilen dönem, bu zamanlama için geçerli olacaktır.
CHP’nin ilk kurultayın da İsmet İnönü kendi adına maddeler çıkarmıştır.
Bu maddeler kapsamın da CHP’ de resmen bir ego-demokratik sistemi başlatmış olur. Gidişatın çatırdamaları da bununla beraber gelir.
O dönemi yaşayanlar, tek kolu demokrasini akıbetinde ki çırpınıştan bahseder. Menderes’in başa gelmesine kadar gelen bu sürecin adına demokrasi deryasına tüpsüz dalmak desek yeri olur.
Demokrasinin Bahçesin de;
Günümüz için demokrasinin bahçesi dedim ama hemen sevinmeyin çünkü bu bahçe herkese açık bir bahçe değil. Etrafı çitlerle çevrilmiş bir ortam. Sen onlardansan demokrasiyi hak ediyorsun. Yok değilsen, bugünü, tek partili dönemin sadece daha süslü halini yaşıyorsundur. Günümüz çok particiliğin de ise onların çan sesleriyle senin demokrasi çanının çıkardığı ses benzerliği kadar demokratsın.
Ve günümüzün derin anlamı;
Merhaba çok partili demokrasi anlayışı.
(Fahâk)
Arşiv sayfasındaki benzer belgeleri bize bildirin.Sizin adınızla yayınlayalım.
Site Sorumluları:
bilgiislem@vatanbir.org