Anasayfa > Yazi Arşivi > Köşe Yazısı > DEVLETLER BİRBİRİNİ SEVMEZLER; ÇIKARLARI GEREKTİKÇE SADECE SEVER GÖRÜNÜRLER…
|
Tarih Geçmişten İbaret Değildir!
Bildiğimiz gibi Ermeni Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın Ağrı Dağı açıklamasına tepkiler kınamalar geliyor. Bu konuda Ermenilerin Tarihsel geçmişini anlatmaya çalışacağım.
Kazım Karabekir’in bir sözü ile yazıya başlamak istiyorum:
Ermenileri önce İngilizler desteklediler tuttular. Doğu’da Rusya’nın Anadolu’ya ve Irak’a inmesi tehlikesine karşı bir tampon devlet kurmak istediler. Bu Rusya’nın işine gelmediği için Osmanlı’nın tarafını tuttu. İstatistikler ve eserler yayarak Doğu Anadolu’da devlet kuracak bir Ermeni çoğunluğun bulunmadığını savundu. Daha sonra Rusya, İngilizler ile anlaşılınca ve özellikle 1911’de İran’daki nüfus bölgelerini ele geçince, Ermeni özerkliğini kurmak için İstanbul Hükümeti’ni sıkıştırmaya başladı ve Türklerle yapılacak bir savaşta Ermenilerin yararlı olacağını düşündü. Bu nedenle Ermenilere bağımsızlık vereceğini söyleyerek onları kendine çekti.
Bu belgenin bu kısmı Osmanlı zamanında Ermenilerin siyasi oluşumunu göstermiştir. Bu ve bunun gibi belgeler Osmanlı Devleti zamanında, belirli amaçları bulunan ve bu amaçlarını gerçekleştirmek için iç işlerimize karışan bazı devletlerin, Ermeni azınlıkları nasıl kullandıkları kanıtlanmaktadır. Bu faaliyetler sonrasında Osmanlı Devleti gerekli önlemler aldı. Bunun suç sayılması yanlış bir düşüncedir; çünkü Osmanlı bu kararı masum bir topluluğa karşı almamıştır. Düşmanla işbirliği yapan, planlı olarak isyan edip karışıklık çıkaran ve masum halka zarar veren bir topluluğa karşı almıştır.
Bu konuyu önemli yapan bir başka neden de konunun siyasi boyutlara ulaşmasıdır. Uzun yıllar Ermeni Diasporasının yürüttüğü etkili propaganda nedeni ile dünyada birçok ülke Ermeni iddialarını benimsemektedir. Buna karşılık Türkiye’de yapılan araştırmalar ve buna bağlı bilgilendirme çalışmaları yeterli değildir. TTK ve konunun uzmanları bir şeyler yapmaya çalışmaktadır, ama bu yeterli düzeyde değildir.
Diaspora propagandası ülkelerin Ermeni iddialarını benimsemesinde hatta kabul etmesinde önemli etkendir. Örneğin Fransız Meclisi bu konuda araştırma yapılmasını engelledi ve soykırımı kabul etti. Fransa’nın bu kararı İnsan Haklarına aykırı; çünkü bu kararları mahkeme kararı ile almadı. Bundan dolayı bu konuda kendimizi savunmamız zorlaşıyor ayrıca Fransa’da parlamento, kendini yargının önüne koyduğu için hukukun üstünlüğünü zedelemiş oldu. Bu da demokratik ülkelerde kabul edilecek bir durum değildir.
Ancak bu kabullenmenin olduğu ülkelerin aldığı kararların aksine, Bilim İnsanları Osmanlı Arşivlerinde araştırmalar yapmaktadır. Bu kişiler bu belgeleri almışlar kullanmışlardır. Hatta ilk elden kaynak olarak kitaplarına taşımışlar, yani bu belgelere güvenmişlerdir; ancak Ermeni belgelerinin güvenilirliği bu kadar değildir. Çünkü Ermeni belgeleri çoğunlukla taraflı yazılmıştır. Örneğin:
A.TOYNBEE:’ERMENİ TRAJEDİSİNİ’ İngiliz parlamentosu propaganda dairesi başkanlığı ile yazmıştır.
MORGENTHAU: Raporlarını bizde yazdıklarından aldı denilir; ama ABD’nin halkını savaşın kazanılacağına inandırmak için yazılmış, kitap kamuoyu oluşturmayı amaçlamıştır. Bu adam bizde yaşamamış yazdıklarını bizde yaşayan bir Ermeni’den almıştır.
Bir de kaynakların kalite farkını kanıtlayan bir olayı paylaşmak istiyorum:
2004 yılında merkezi Viyana’da bulunan Viyana Ermeni-Türk platformunda her iki ülke Bilim İnsanlarını bir araya getirme çabası olmuştur. Bu platformda belge değişimi gerçekleştirmiş olmasına rağmen toplantıdan son anda vazgeçilmiştir.
Buraya kadar olan noktaları bir kenara koyarsak, Ermeni kaynakları ve bizim kaynaklarımız dışında tarafsız belgelere baktığımızda da durum Osmanlı Arşivlerine paraleldir. Bu göze hemen çarpmaktadır. Örneğin Avusturya-Macaristan diplomatik belgelerinde:
Sert tedbirlerin alınmasının suçu Ermenilerdir. Ermeniler savaş başladıktan sonra Türk memurlarına ve Türk ordusuna karşı, akla gelebilecek her türlü düşmanca faaliyette bulundular. Ayrıca Rusların gelmesinden sonra Van vilayetinde Müslümanları acımasızca katlettiler.
Bir başka belgede İngiliz Albay Mark Sykes, Ermeni liderlerle yaptığı görüşmeden sonra Kahire’deki İngiliz kuvvetleri komutan Sir John Maxwell’e şu açıklamayı yapmıştır:
Talimatlarımızın gereği olarak, Boghos Paşa’nın sekreteri Malezian ve Hınçak liderlerinden Damadian ile dün görüştüm. Kıbrıs’ta yaklaşık 5000 Ermeni toplanacak ve Kuzey Suriye sahiline bir baskın için müttefiklerin nezaretinde silahlandıracak ve hazır bulundurulacaktır. Bu kuvvet, Bulgar ve Türk Ordularında hizmet etmiş 1500 kadar kişi ile ABD’de işçi olarak bulunan ve askeri deneyimi olmayan kişilerden olacaktır. Suedich’e kadar uzanan harekât için 800 kişi kullanılacak ve bu alanın 20 mil çevresinde isyan çıkarılacaktır. Geriye kalan kuvvetler 50-60 kişiden oluşan küçük birlikler halinde Ayas ile Payas arasındaki noktalara çıkartılacak; Zeytun ve Elbistan istikametinde, daha kuzeyde, Makedonya hatlarındaki komiteciler gibi görevlendirilecektir.
Sonuçta bu ve bunun gibi bir sürü belge varken, Ermenilere Soykırım yapılmıştır. Denilebilir mi? 1,5 milyon Ermeni öldürüldü deniyor? En yüksek rakamlarda bile bu sayı bulunamamaktadır. Yapılan araştırmalara göre eşkıyalar 8000 civarında Ermeni öldürmüşler Tehcir sırasında hastalık vs 37.500 civarında topladığımızda yaklaşık 50.000 çıkıyor. Bunun yanında asıl kayıp milli mücadele zamanında Rusya’ya göç edenlerle. 230.000 civarında kayıp olmuş. Bununla beraber Fransız ordusunun yarısı Ermenilerden oluşturulmuştu. Bu da eklenirse 300-350 arasında kayıp vardır. Bu en geniş şekilde alındığındaki rakamdır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki Dünya yasalarına göre bir kişi bile öldürüldüğünde soykırım amacı varsa soykırım işlenmiş sayılır.
Bunlarla beraber Yusuf Halaçoğlu hocamızın değerli çalışmaları sonucu kendi tabiri ile isim isim köy köy araştırarak 530.000 Türk öldürülmüştür. Hastalıktan vs. ölen buna dâhil değildir. Örneğin Erivan’ın %80 i Müslüman- Türk iken bu insanlar hiç kalmamacısına sürülmüştür. Kafkasya’dan 1915’te sürülen sayısı 1,5 milyondur. Bunun sadece Anadolu’ya gelebileni 702.000‘dir. Bu bilgiler ışığında karar sizlerin. Ama unutmayın; bugün Ermenileri savunan geçmişin katliamcılarıdır.
Kaynakça:
1) Halaçoğlu, Yusuf. Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları (Babıâli Kültür Yayıncılık; İstanbul, 2008)
2) Halaçoğlu, Yusuf. Ermeni Tehciri (Babıâli Kültür Yayıncılık; İstanbul, 2009)
3) Gürün, Kâmuran. Ermeni Dosyası (Türk Tarih Kurumu Basımevi; Ankara, 1985)
Arşiv sayfasındaki benzer belgeleri bize bildirin.Sizin adınızla yayınlayalım.
Site Sorumluları:
bilgiislem@vatanbir.org