E-Postanı gir

Kapat

Sonuç

Kapat

Lütfen bekleyin.

Davetli Üyelik

Bu site test sürecindedir.

Anasayfa > Yazi Arşivi > Köşe Yazısı > Unutturulması Gerekenler Kadınlar

Unutturulması Gerekenler Kadınlar


09.04.2011,Yazar:Elanur Kansu Keleş




‘’ Seni Çok Seviyorum…’’


İzlediği videodaki o usulcacık fısıltı öyle ısıtmıştı ki içini. Sarılıyordu adam,onun için aşkla yemek yapan kadının belinden. Adam boynunda başlayan öpücüklerini kadınının dudaklarında sonlandırırken, kadın şen kahkalarıyla mutfağın dört bir yanını şakıtıyordu. İkisi de siyah giyinmiş, kadın her zamanki gibi bakımlı ; adam Pazar ruhaniyetinde eşofmanlarının rahatlığına sığınmıştı. Tarihler soğuk bir Aralık ayının son günlerini gösteriyordu.

 

Geç kalkmışlardı o sabah. Gece genç kız ilk kadınlığına adım atmış ,artık onun bir parçası olmuştu. Öylesine mantık abidesi bir şahsiyet , hayalini kurduğu bu beraberlikten pişman olmuyordu.

 

‘’ Sen benim kadınım mı oldun şimdi? ‘’ diye keyifle gülen iki göz vardı incecik ışıkların ardındaki gecenin sesinde. Sıkı sıkıya sarılan sıcacık kadın kolları vardı ,yüreği titrercesine. Sarılmak istiyordu, sadece sarılmak. Bir tek bu rahatlatabilirdi onu çünkü,bir tek bu şekilde affettirebilirdi kendine kendine yıktığı tabuları için. Şimdi bildiği kaç dua varsa Tanrıya yakarmak, kaç mumu varsa İsa’ya yakmak, kaç put varsa belleğinde o kadarına tapmak  ve en önemlisi banyoda suyun altında saatlerce durmak istiyordu. En mahremini kaybettiği bu gecede sabah olmadan, aynada kendini sadece bir silüet kılmak ve arınamayacağını bile bile sıyrılmak istiyordu bu günahtan. Pişmanlık hissiyatının ne olduğunu bulanık beyni idrak edemezken , bedenine yayılan ince sızı en derinden geliyordu. İçten gelen kan , aslında kalbinin en deriniydi.

 

 

O gece… Aman Tanrım…

Evet o gecenin sabahı çekilen keyifli videolarından yalnızca biriydi. Radyonun durmaksızın konuşan spikerine inat anlatıyordu genç adam , susmuyordu. Genç kadın alabildiğine dinliyor, zaman zaman ince nüktelerde bulunuyor, yer yer takılıyor , ama en önemlisi hep aşkla bakıyordu. Adam hep bu bakışlarını seviyordu. Mevsim meyveleri kokan gülüşleri, bir yemişten daha tatlı inceden gamzelerine adeta tapıyordu.

Karşılıklı sevmiyorlardı birbirlerini, aşkın ritüellerini yeniden belirliyor ; kanunları sil baştan kayda geçiyorlardı. Bu mutluluğun adı da sıfat da kendilerine saklıydı.

 

 

Genç kadın ne de özel hissetmişti kendini. Daha önce tatmadığı duygularını ağzından bal damlarcasına dile getiren adamda, yıllardır tatmadığı duyguları tadıyordu.

‘’Efsane’’ olacağına inandığı zamanlarına, koruyucu dualarla kalkan oluşturuyor ; adamının her bir fiiliyatına zırh geriyordu.

 

Ama o yaşamıştı. Sakladığı gizli dosyalarının ardındaki cümleler tam da bunları işaret ediyordu. Çok da değil üstelik. Birkaç ay önce…Kendinden bir  kahkaha, bir cümle, bir dokunuş, bir şarkı, bir haz önce…

 

‘’ Sevdiğimi sandım ‘’ demişti adam O’nun için kadına. ‘’ Bir dönemdi, geldi ve geçti. ‘’

 

Geçmemişti. O’nun da kahkalarını en az o kadar sevmiş, O’nun tenine en az ondan aldığı şevki alırcasına almıştı. Hissediyordu. Hani kadınlar hissederdi ya… Kaçamak bakışların sokak aralarındaki çakıl taşlarında O’nu görür gibi olduğunda , sanki farketmiş gibi ‘’ Seni Çok Seviyorum’’ fısıltılarıyla yankılanıyordu yüreği. Susuyordu, mevsim kokan gülüşlerine, yemiş tadındaki gamzesine  aslında o adamın çok sevdiği ama hiç bilmediği ‘’ Seni çekip almak için çok uğraşıyorum geçmiş bedenlerinden’’ mesajı yayan kara gözlerine, boğazındaki rezil kıvamındaki yumruya,bir dikişte içtiği rakısının buzuna saklıyordu her nefesini.

 

 

O gece de öyle olmuştu. Beraberlikleri esnasında kadın defalarca , adamı ağlatana kadar haykırdı. ‘’ Bu öncekiler gibi değil , değil mi? Bu diğerlerine benzemiyor; korkuyorsun aslında korkaksın ama ben varım artık. Rezil bedenlerin terlemiş iniltileri yok kulaklarında, bir ben varım tüm saflığımla bir de sen.

En zoru benimki aslında. Çok uğraştım sana unutturmak için onları. Nasıl unutturmaya çalışıyor bedenim, nasıl debeleniyor baksana . Cevap ver hadi ; olmuyor değil mi ? Hepsi birer birer hesap soruyor hücrelerinden şimdi sana , bana dokunduğun her dakika. Sen dokunduğun bütün kadınların yoklamasını alırken birer birer beyninde , ben sana dokunulmamışlığımın en saf halindeyim. Sana büyük sorumluluk yüklediğini söylemiştin bana. Bunun sorumluluğunun ne ağır olduğundan bahsetmiştin.

Bitti artık, bir ben varım…’’

 

Nefes nefese geçen kaç dakikanın ardından en az akrep ve yelkovan kadar yorgundu genç adamın gözleri. ‘’ Hayır ‘’ diye inliyordu dili, akmamakta direnen gözleri dolu doluyken sonunda kadınının omzuna gömdüğü başını genç kadın şefkatle okşadı. Onun göz pınarlarından akanları durdurması zordu. En çok bu koyardı adama da zaten. Konuşurken güçlü görünen elleri kadar bedeni dururken boylu boyunca karşısında, adam mahvolurdu. Gücüne bir kez daha hayran kalır, gözlerine aşk serenadlarını kalbe ulaşıncaya kadar sunar da sunardı. Sessiz, kimsesiz, soğuk bir kış akşamı sokak lambasının sıcaklığına sığıaın bir çocuk misalı inceden akıtır gözyaşlarını ; gözlerini gözlerine diker bir tek nefes aldığında uzaklara bakardı. Adam kadınının güçlü  ellerinden ,gözlerini ayırma cesaretine bir türlü erişemezdi.

Bakarsa, erirdi…

Bakarsa, tükenirdi…

Bakarsa , geçmişinden özrü bitmezdi…

Bakarsa, ölürdü…

 

Kadın zorlamazdı. Kadın bilirdi.

 

Bildiği ,bileceği ve aslında bildiğini zannettiği o kadar çok şey vardı ki O’na dair. Adam’ın gençliğinin ardındaki geciştirmelere boyun eğmiyordu. Sürekli ters köşeye yatırıp kendiyle yüzleşmesine fırsat yaratırken, sözlerini bir ok gibi fırlatıyordu. Ama ağır ağır, ziyadesiyle.

 

 

 

 

Biz kadınla için en zoru bu belki de : Geçmişini Hiçbir Zaman Tam Anlamıyla Kapatamayacak Erkekler Ordusunun bir mensubunu muhakkak bünyemize dahil etmek. ‘’ Bütün yaşanmışlar bana varana kadarki tecrübendi ‘’ derim yeri geldiğinde. Haklılığına da inanırım. ‘’ Geçmişinde ne yaşadığını önemsemiyorum, önemli olan benim hayatına dahil olduklarım ve benle yaşadıkları ‘’ diyen her kadın aslında kendine yalan söyler. Deli gibi merak arzusuyla yanıp tutuşur. Üstelik bunu kendi canının yanacağını bile bile, kıskançlığının tavan yapacağından kuşkusuz bir ruhaniyette yapar.

 

Bile bile lades bir nevi.

 

Üstüne üstlük mevzu ayrılığa geldiğinde de koz olarak kullanılır tüm bunlar. Ya adam bahsetmiştir birkaç ilişkisinden, ya kadının ajan misali bir yerlerden çalmıştır kulağına ya da işbirlikçiler duruma müdahil olmuşlardır. Ama istenen bilgilerin elbet bir kısmı, özellikle can yakacak kısımları bir yerlerden muhakkak ‘’ Can Acıtıcı Yaşanmışlıklar ‘’ deposunda muhafaza edilmek üzere özenle yerleştirilmiştir. Zamanı geldiğinden olduğu yerden çıkarılacak ,üstünün tozu önce üflenip , silinmenin ardından en cancanlı haline getirilecek ve ‘’ Tartışma’’, ‘’ Kavga ‘’ ya da en kanlı ‘’ Ayrılık’’ sahnelerinde, keskin nişancılara meydan okurcasına tetiğe basılacaktır.

 

Biz kadınlar bunu yaparız. Canımız da acısa, anamız da ağlasa, kıskançlıklar yakamızdan 7/24 de kovalasa, adamımız en el pençe divan sadık da olsa biz geçmişini merak ederiz. Geçmişini diyorum ; ‘’ Geçmişindeki Kadınlarını’’ değil. Çünkü başlangıcın ince noktası O’nun davranışlarıdır. Kadın geçmiştedir ya, ikinci plana atılır. Birinci plana geçmesi ,sanıldığından da kısa sürede hayatlaşır.

 

 

Kusura bakılmasın ama biz kadınız. Velhasılıkelam en hassas duyguları , dibine kadar yaşayanlarız. Ne yaparsak , sevdiğimiz adamın buna değeceğini düşündüğümüz için yaparız. Acısını da yaşasak , sancısıyla da kavrulsak biz erkeğimizin yalnızca bize ait olduğunu bilmenin ortak kanısındayız. Gururdur bu, onurdur. Erkeği onure etmenin başlıca raconudur.

 

‘’ Kadınlar bir tek bunu mu ister ? ‘’ diye homurdananlara da yine bir kadın gözüyle cevap yaraşır :

 

‘’ Biz bile değişen istek denizimizin karambolünde ne istediğimizi bilseydik , o zaman ne anlamı kalırdı ? ’’

 

                                                                                  Elanur Kansu KELEŞ



Sitemizde yayınlanan yazıların tüm sorumluluğu yazara aittir.

Yazarın diğer yazıları

  • Unutturulması Gerekenler Kadınlar (5787)
  • Rastgele yazılar

  • Güç Birliği(723)
  • '' Çiçek Bizim Dilimizdir. '' (4012)
  • Çılgın Proce(1144)
  • Türk Dış Politikası'nda Rusya Eksikliği(3477)
  • Laf Salatası(4092)
  • Yine Mi Model Ülkeyiz?(1317)
  • ‘Sandık Kafalı’ Olmak İle Ufkun Ötesine Bakmak Arasındaki Fark!(1648)
  • Kimin cool-larıyız ?(1324)
  • Siyasette Dengeler Değişebilir(1066)
  • Özgürlükler diyarı(1203)




  • Sayfa Başı Tavsiye Puan: 0, Okunma: 5786

    Henüz yorum eklenmemiş..

    Sitemize giriş yapmamışsınız, üye iseniz giriş yapınız. Aksi halde misafir yorumu yapabilirsiniz.


    Fikir paylaştıkça çoğalır, güzelleşir siz de bu haber hakkındaki görüşlerinizi VatanBir kullanıcıları ile paylaşabilirsiniz.
    Yorumlarınızda kişi ve kurumlara hakaret içeren ifadeler kullanmayınız.
    Güvenlik kodunu giriniz: Güvenlik kodunu okuyamıyorsanız tıklayın.

    Belgeyi Sen bildir "Yayınlansın"
    etkili olsun.

    Arşiv sayfasındaki benzer belgeleri bize bildirin.Sizin adınızla yayınlayalım.


    Üye Girişi yapınız

    Encok belge ekleyen 5 kişi

    Encok yorumlanan son 5 dokuman

    • XHTML
    • Ajax
    • CSS
    • Javascript
    • PHP 5.1.2

    Site Sorumluları:
    bilgiislem@vatanbir.org

    Her hakkı saklıdır, kaynak gösterildiği takdirde kullanabilirsiniz
    © vatanbir.org 2005-2008

    Yazılım & Teknik Destek: HTBilgi

    Google Siralamasi