E-Postanı gir

Kapat

Sonuç

Kapat

Lütfen bekleyin.

Davetli Üyelik

Bu site test sürecindedir.

Eleştiri


12.04.2011,Yazar:Gökşen Önal




Ben Eleştiriyorum


Günümüzde gerek politikada, gerek eğitim öğretimden tutunda edebiyat, sanat, moda gibi bir çok alanda eleştiri yaparız. Farklı bir haz, farklı bir mutluluk verir eleştirmek insana. Tabii buradan kastım havalara uçmak değil, içten yaşanan hatta belki kişinin bile fark etmediği duygulardır. Peki, nedir eleştiri?

TDK’nın 2008 yılı basımında eleştiri şöyle tanımlanır; “Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.” (Türk Dil Kurumu Sözlüğü, 2008, s.457) Bir diğer kullanımı ile ‘Eleştiri’ yine aynı kaynakta; “Bir edebiyat ve sanat eserini her yönüyle değerlendirmek amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik” olarak tanımlanmaktadır. Yine ilgili kaynakta geçen bir başka tanımsa felsefi alanda edebiyatı, özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu  inceleme, sınama, yargılama olarak tanımlar. 

Kısaca söyleyecek olursak, hangi alanda olursa olsun eleştirinin bir inceleme ve yargılama işi olduğu, elde edilen değerlerin (eleştirinin sonucunun) bir düzeltme, doğruyu belirtme safhasında değerlendirilmesinin gerekli olduğunu kanaatindeyim.

Türk dili derslerinde okutulan bir kaynakta ise “Eleştiri”, “Tenkit” olarak başlıklandırılmış ve her şeyden önce bir zihin faaliyeti olarak tanımlanmıştır. (Korkmaz ve diğerleri, 2007, s.374).  Aynı kaynakta Tenkitten şöyle bahsedilmektedir: “… Tenkit, edebiyat söz konusu olduğunda, edebî eserin ne olduğunu bildirme ve değerini bildirme çalışmasıdır… Tenkitçinin bir görevi de edebî eserdeki zenginlikleri göz önüne sermek, eserin tadına varmamızı sağlamaktır… Goethe tenkidin yerini gösterirken, onun ‘gözlerine yeni bir dünya açtığı’ nı söyler.” Ayrıca tenkitin edebiyatta bir amaç değil bir araç olduğunu vurgulamak isteyen değerli hocalarımız “Tenkit” in edebiyata hizmet eden bir çalışma sahası olsa da edebiyat olmadığını vurgulamışlardır.

Artık internet çağını yaşadığımız gazeteleri dergileri bıraktığımız, kütüphaneleri teğet geçtiğimiz bu günlerde acaba Eleştiriyi, diğer adıyla Tenkiti doğru yapabiliyor muyuz? Bana göre hayır. Çünkü başımızda biri olmadan eğitildiğimiz veya eğitildiğimizi sandığımız bu çağda en büyük öğreticimiz, başta televizyon olmak üzere diğer kitle iletişim araçları ve medyadır. Hâl böyle olunca da iyi kötü, doğru yanlış ayrımı yapamadan kendimize uygun, hatta kolay olanı kabul olarak alıp; kendimizi bu bağlamda geliştiriyoruz.

Demokrasinin arttığı bir toplum olarak da artık sesimizi daha çok çıkartıyor, sonucunu düşünmeden eleştirme cesaretini kendimizde buluyoruz. “Doğru ne?” “Kimin doğrusu?” Veya “Ne kadar doğru?” hiç düşünmüyoruz. Çünkü bu zor.. Bu zahmetli.. Tabii ki yaptığı eleştirinin hakkını veren, doğruyu (savunulan gerçek) farklı belgelere dayandıranlarımız da var. Ancak insan olarak bilmeye, öğrenmeye, araştırmaya değil; bilmemeye, duymaya, reddetmeye alıştık. Çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi bu kolay ve zahmetsiz.  Özellikle vurgulamak istediğim bir nokta var yukarda bahsettiğim; duymaya alışmak.. Burada kastettiğim şey, sadece duyduğumuzu doğru kabul etmek ve bunun çerçevesinde olayları değerlendirmektir. Ki bu tutum kesinlikle yanlıştır.

Eleştiri denince akla gelen bir başka konu konuyla empatidir. Zaten gerek toplumsal hayat içerisinde, gerek iletişimde yaşadıklarımızın empatiler çerçevesinde değerlendirmek her zaman bizi sağlıklı sonuca ulaştırır. Eleştiri yaparken de bunun empatiyle paralel bir şekilde sürdürmek her zaman bizim için sağlıklı olacaktır. Empati bizi olaylar karşısında daha net ve gerçekçi düşündürecek, belki de yapacağımız eleştirinin yönünü olumsuzdan olumluya çevirecektir. Olumsuzdan olumluya çevirebildiği gibi olumludan olumsuza da çevirebilir. Konuyu daha belirgin çizgiler içinde görebilmek açısından örnek vermek daha doğru olacaktır. Diyelim ki kentte yaşayan birisi bir şekilde kırsala gidiyor. Hiç şüphesiz ki %90 ihtimalle kentli, kırsalda ilk bulunuş anından itibaren sürekli olumsuz bir eleştiri yapacaktır. Ama zaman içerinde o ortama alışacak, belki benzer bir ortamda ikinci ya da üçüncü kez bulununca tepkileri değişecektir. Böyle bir durumun tersini düşünelim. Kırsala giden kentli, ortamı çok beğenebilir, ancak zaman geçtikçe karşılaştığı zorluklar karşısında sıkılıp, şikâyet etmeye başlayabilir. Bu iki durumun her ikisi de aslında bir empatisizlik göstergesidir.

Burada aklımıza uyum sağlama konusu da hiç şüphesiz ki gelebilir. Uyum sağlamak her zaman empati kurmak anlamına gelmemektedir. Uyum sağlanır. Uyum sağlama bana göre kısa süreli geçici bir süreçtir. Ancak empati kurmak; daha genel, daha evrensel bir boyuttur. Empati kuran kişi hayatının her alanına ve her zamanına bu özelliğini yansıtır. Ancak uyum daha seçici bir kavramdır. Diyelim ki küçük bir şehirde yaşayan aile büyük bir şehre göç ediyor. Çocuklar yeni bir okula yazdırılıyor vs. Burada çocuklar birkaç ay hatta birkaç hafta içerisinde okullarına öğretmenlerine uyum sağlayacaklardır. Ama belki uzun yıllar içerisinde belki de hiçbir zaman şehrin akışına uyum sağlayamayacaklar, evlerine her dönüşte yine o küçük şehrin izlerini taşıyacaklardır.

Bu yüzdendir ki diyorum her zaman empati kulaklarımızda küpe, kollarımızda altın bilezik artık nasıl tanımlarsanız o olmalıdır. Yani olmazsa olmazımız empati olmalıdır. Eleştiri konusunda da bu denli yeri olan empati, ne yazık ki bizi toplumsal görevlerimizin bilincinde bireyler haline getiremiyor. Görevlerimizi dahi eleştirerek reddediyoruz. Neden? Doğru olan olduğu için mi? Hayır ! Sadece kolay olduğu için. Hatta “neden ve doğrusu nedir?” Sorularının cevabını veremeyecek binlerce kafayla dolu olan bir toplum, bir insanlık, bir dünya olduğumuzu da düşünüyorum.

Benim yargılarıma göre, sözsel* veya bir şekilde yazılı olarak bir eleştiri yapıyorsak en başta var olması gereken konular empatinin yanı sıra; saygı kavramıdır. Zaten bu kavramı empatinin içinde de genişçe yer tuttuğunu söylemek mümkündür. Bir sınıflandırma yapacak olursak Eleştirinin safhaları şöyle olmalıdır;

1)      Neyi, neden eleştiriyorum?

2)      Eleştirdiğim konuyu ne kadar biliyorum?

3)      Eleştirdiğim konu hakkında bildiklerim yeterli mi? Bildiklerim bana eleştirme yetkisini veriyor mu?

4)      Eleştirimi yaparken yeteri kadar empati kurabiliyor muyum?

5)      Eleştirimi yaparken karşı görüşe saygımı korumayı becerebiliyor muyum?

6)      Eleştirimi değerlendirme aşamasında tersi görüşü düşündüğüm zaman(olumluyu olumsuz, olumsuzu olumlu) aklımda sorular kalıyor mu? Sonucum konusunda şüpheci miyim?

Eğer bu maddelerden her hangi birini atlamak istiyorsam ve aklımda soru işaretleri varsa, yapılan eleştiriyi en baştan bir daha değerlendirmeli ve tüm sorulara yanıt verebilecek maddeler ekleyip çıkartmalıyım. Eğer sorular sırasında açık ve net cevap verebiliyorsam yaptığım eleştiri başkalarına doğru veya yanlış olsun, “Bilinçli”  ve belli değer yargılarına sahip bir eleştiridir.

*Sözsel eleştiri her hangi bir kaynakta geçmiyor. Zaten gerçek anlamıyla eleştiri yazılı olarak yapılan bir eylemdir. Sosyal hayat içinde dilsel bir yanlış kullanıma tabii tutuyoruz bu kelimeyi. Burada “sözsel eleştiri”yi belki de yorumlama, şikâyet etme kavramlarıyla tanımlamak; anlatılmak istenen konusunda daha açıklayıcı olacaktır.

 

Kaynaklar:

Türk Dil Kurumu. (2008). Resimli Okul Sözlüğü. ANKARA: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Korkmaz, Z., Parlatır, İ., Ercilasun, A.B., Zülfikar, H., Gülensoy, T., Birinci, N. (2007). Türk Dili ve Kompozisyon. ANKARA: Ekin Basım Yayın Dağıtım



Sitemizde yayınlanan yazıların tüm sorumluluğu yazara aittir.

Yazarın diğer yazıları

  • Eleştiri(1190)
  • Kıbrıs Sorunu Kimin Sorunu?(2639)
  • Altın Sarayların Kadınları(1566)
  • Rastgele yazılar

  • Libyalı Çocuk(934)
  • Özgürlükler diyarı(1204)
  • Eleştiri(1190)
  • ‘Sandık Kafalı’ Olmak İle Ufkun Ötesine Bakmak Arasındaki Fark!(1648)
  • Güç Birliği(723)
  • Yine Mi Model Ülkeyiz?(1317)
  • 400 Yaşında Bir Seyyah(1110)
  • Meluncanlar(1474)
  • Büyük Ortadoğu Projesi – Yeni Dünya Düzeni(3295)
  • Düşündükçe(958)




  • Sayfa Başı Tavsiye Puan: 0, Okunma: 1189

    Henüz yorum eklenmemiş..

    Sitemize giriş yapmamışsınız, üye iseniz giriş yapınız. Aksi halde misafir yorumu yapabilirsiniz.


    Fikir paylaştıkça çoğalır, güzelleşir siz de bu haber hakkındaki görüşlerinizi VatanBir kullanıcıları ile paylaşabilirsiniz.
    Yorumlarınızda kişi ve kurumlara hakaret içeren ifadeler kullanmayınız.
    Güvenlik kodunu giriniz: Güvenlik kodunu okuyamıyorsanız tıklayın.

    Belgeyi Sen bildir "Yayınlansın"
    etkili olsun.

    Arşiv sayfasındaki benzer belgeleri bize bildirin.Sizin adınızla yayınlayalım.


    Üye Girişi yapınız

    Encok belge ekleyen 5 kişi

    Encok yorumlanan son 5 dokuman

    • XHTML
    • Ajax
    • CSS
    • Javascript
    • PHP 5.1.2

    Site Sorumluları:
    bilgiislem@vatanbir.org

    Her hakkı saklıdır, kaynak gösterildiği takdirde kullanabilirsiniz
    © vatanbir.org 2005-2008

    Yazılım & Teknik Destek: HTBilgi

    Google Siralamasi