Anasayfa > Yazi Arşivi > Köşe Yazısı > Türk Dış Politikası'nda Rusya Eksikliği
|
TÜRK DIŞ POLİTKASINDA RUSYA EKSİKLİĞİ
Çarlık Rusya'sı.... Sovyetler Birliği... Rusya Federasyonu... Osmanlı İmparatorluğu... Türkiye Cumhuriyeti...
19. yüzyılda Osmanlı- Rusya arasında 4 büyük savaş... Balkanlar'da Osmanlı'dan ayrılma hareketlerine Rusya'nın büyük desteği ve 20. yüzyılın başındaki Balkan Savaşları'nda Rusya'nın etkisi... Birinci Dünya Savaşı'nda Rusya ve Osmanlı'nın ayrı saflarda olmaları... İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında Stalin'in bitmek bilmeyen hırsı... 50'li yıllardan itibaren, ABD tarafında Türkiye'de uyandırılan "komünizm tehdidi"... Kore savaşı... Türkiye'nin NATO üyeliği... Küba Füzeleri krizi... Orta Asya ve Kafkasya'da nüfuz kurma yarışı... Enerji oyunları... Füze Kalkanı...
Günümüz Türkiye ve Rusya'sı uzun bir tarihi beraber paylaşmış ve bu tarihin pek çok dönemini çekişmelerle geçirmiş iki devlettir. Türkiye tarafında artık bir efsane olmuş
"Rusya'nın sıcak denizlere inme" politikasının, Rusya tarafında da Türkiye'nin "Batılıların bir kuklası" olduğu yönündeki endişelerinin verdiği kötü hava yüzünden, bu iki ülke arasında tam anlamıyla ekonomik, siyasi, kültürel ve askeri bir yakınlaşma gerçekleşmemektedir. İki devletin de birbirlerine karşı temkinli olması doğaldır ama güncel gelişmeler göstermektedir ki çekişmeden çok işbirliği iki ülkenin işine yarayacak anahtar politikadır.
Bulundukları hassas coğrafi-stratejik konumları nedeniyle hem Türkiye hem de Rusya Federasyonu izledikleri dış politikalarda, gerçekçiliği (realism) ve akılcılığı (rationalism) ilk sıraya koymak zorundadırlar ve günümüze kadar da uluslararası alandaki etkinliklerini bu iki unsur içinde yoğurarak sürdürmüşlerdir. Uluslararası ortamda etkin olan, Realizm Teorisi'nin en başta gelen ilkelerinden biri "devletlerin daimi dost ve düşmanları yoktur, daimi çıkarları vardır" görüşüdür.
Liderlerinin her fırsatta "bölgesel güç" olmak için çabaladıklarını vurguladığı her iki ülkenin de, bu amaca ulaşmaları için aşmaları gereken çeşitli iç ve dış sorunları bulunmaktadır. Bu sorunları çözmek için zamana, paraya ve istikrara ihtiyaçları vardır. Türkiye ve Rusya'nın belli alanlardaki mevcut işbirliğini geliştirmeleri ve işbirliği alanlarını çoğaltmaları hiç şüphesiz ki onların ulusal çıkarlarına hizmet edecektir. Çünkü iyi bir gözlem gösteriyor ki Rusya'nın kısa vadede başkalarına aktaracağı bir ideolojisi yoktur ve etrafındaki ülkelerden toprak talep etmesi hayalidir. Türkiye ise sadece Batı'nın çıkarlarına uygun düşen politikalar izlemenin sakıncalarını görmüş, dış politikada " tek yanlılık" serüveninin kendisini içinde bulunduğu coğrafyada yalnızlaştırdığını anlamıştır. Söz konusu iki ülkenin artık efsaneleşmiş korkularını aşamalı olarak azaltıp "uzak ama yakın komşuluk" ilişkisine tutunmaları gerekmektedir.
Haziran 2008'deki Rusya- Gürcistan Savaşı, çok fazla gündemde kalmasa da Türkiye'ye ve bölgedeki ülkelere bir gerçeği hatırlatmıştır: Rusya hala bu bölgededir ve gittikçe güçlenmektedir. 2003 yılındaki renkli devrimin ardından yönetime gelen Saakashvili yönetimi Batılı güçlerce desteklenmiş ve Rusya'nın olası Kafkasya maceralarına karşı bir tampon olarak görülmüştür. Bu destek o kadar büyüktü ki Gürcistan, Rusya ile karşı karşıya geleceğini bile bile Güney Osetya ve Abazya'ya saldırmıştı. Bunun sonucunda Rusya'nın askeri saldırısı karşısında NATO sadece, Montrö Sözleşmesi'nin maddelerini de ihlal edemediğinden, Gürcistan'a "savaş gemileri içinde battaniye" götürebilmişti. Yıllardır Batı'nın himayesinde olan bir devletin bir gecede böylesi bir duruma düşmesi, Rusya'nın dünyaya ve bölgeye kısa bir mesajıydı: " Bu bölge hala benim yakın çevremdir".
Putin'in Rusya yönetim sahnesine çıkmasıyla Rusya büyük bir değişim hareketinin içine girmiştir ve doğal kaynaklarını ekonomiyi güçlendirmek, ekonomisini de dünya sahnesinde nüfuz elde etmek için kullanmaktadır. Yumuşak güç anlayışına göre devam eden dış politikası anlayışı, Rusya'yı yeniden dünya ve bölge sahnesinde etkin hale getirmiştir ve gelişmeler gösteriyor ki Rusya'nın büyümesi önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. Türkiye'nin, Rusya'nın bu yeniden güç kazanma hareketini görmezden gelmesi bölgesel çıkarları için büyük bir kayıp olabilir. Bu yüzden Türk Dış Politikası'nda Rusya eksikliği bir an önce giderilmelidir. Rusya tekrardan iyice incelenmeli, Rusya ile işbirliği yapılacak alanlar belirlenmeli ve ikili anlaşmalara öncelik verilmelidir. İşbirliği'nin geliştirilmesi ve hala iki ülkenin de üzerinde gezen korkuların dağıtılması için tetikleyici işbirliği alanının da "enerji" olması en mantıklı yol gibi görünüyor. Çünkü günümüzde her iki ülke de Avrupa'ya doğalgaz ve petrol sevkiyatı için ayrı ayrı projeler gerçekleştirmekte bu da bir rekabet piyasası yaratarak, maliyetin artmasına ve karın azalmasına yol açmaktadır. Bu çekişmeyi bir örnekle açıklamak gerekirse, Türkiye'nin Türkmenistan ve Azerbaycan doğalgazını, Rusya'yı dışarıda bırakarak Avrupa'ya taşıma projesi olan Nabucco'nun karşısına Rusya, Almanya ile Kuzey Akım (Nord Stream) ve İtalya ile Güney Akım (South Stream) projelerini koymuştur. Böylesi bir çekişme yerine petrol ve doğalgaz çıkarılması, işlenmesi, taşınması ve kullanılması aşamalarında, Türkiye ve Rusya'nın ortak çaba harcaması, birbirlerinin çıkarlarını koruması ve Kafkasya ve Orta Asya'daki nüfuzlarını ortak amaçlarına sunmaları, enerji ihracından daha fazla pay almalarını sağlayacaktır.
Türkiye zaman zaman yüzünü Batı'ya öylesine dönüyor ki arkada ne olduğunu fark etmesi için ancak Batı'lı bir gücün "arkana bak" çağrısı yapması gerekiyor- ki çoğunlukla gelişmelere çok geç kalmış oluyor. Fakat, günümüzde Türkiye'nin, çıkarları olan bölgelerde Rusya'nın büyümesine seyirci kalma lüksü yoktur. Avrasya bölgesinde varlıklarını sürdüren ve bölgesel güç olma yolunda amaçlara sahip bu iki ülkenin, uzun vadede olmasa da orta vadede birbirlerine oldukça faydalı olacakları açıktır.
Uluslararası alanda yaşanılan her gelişme, Rusya ve Türkiye'yi stratejik bir ortaklığa doğru hızla itmektedir. Türkiye'nin, bu fırsatı iyi değerlendirmesi gerekiyor. Hem de çok iyi...
Alper Pamir
Arşiv sayfasındaki benzer belgeleri bize bildirin.Sizin adınızla yayınlayalım.
Site Sorumluları:
bilgiislem@vatanbir.org